Asım
Bezirci - Orhan Kemal -
Notlar
2. Basım, Tekin Yayınları, 1984
Hayatı
Ailesi
Orhan Kemal’in asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü’dür. 15 Eylül
1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğmuştur. Babası Abdülkadir Kemali Bey,
Çanakkale’de topçu teğmenliği yapmış, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele
yıllarında aktif rol almış, Kastamonu Milletvekilliği ve Adalet Bakanlığı
görevlerinde bulunmuş bir siyasetçidir. Annesi Azime Hanım ise Adanalı, ilkokul
öğretmenliği yapmış, güçlü bir belleğe ve hikâye anlatma yeteneğine sahip bir
kadındır.
1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapanmasının
ardından muhalefetini sürdüren Abdülkadir Kemali Bey, siyasi baskılar ve
tutuklanma tehlikesi üzerine 1931 baharında gizlice Suriye’ye (Antakya ve
ardından Beyrut’a) kaçar. Ailesini de yanına aldırır. Beyrut’ta avukatlık
yapamadığı için bir lokanta açar ancak iflas eder. Aile büyük bir geçim
sıkıntısına düşer; Orhan Kemal okulunu bırakarak Matbaat-ül Haceriye adlı
basımevinde taş baskı makinesinde kol çevirerek çalışmaya başlar. Bu dönemde
bir çikolata fabrikasında çalışan Rum kızı Eleni’ye aşık olur.
Sürgün hayatına ve dilsizliğe dayanamayan Orhan Kemal, 1932
Haziranında tek başına Adana’ya döner. Babaannesinin yanına yerleşir, kendisini
futbol oynaya ve mahalle kahvelerine verir. Bu yıllarda Giritli’nin Kahvesi ile
Nadir’in Kahvesi’ne devam ederken İsmail Usta, Selahattin Usta ve Ali Şahin
gibi bilinçli işçilerle tanışır. Onların yönlendirmesiyle Maxim Gorki, Emile
Zola, Gustave Flaubert ve Alexandre Dumas gibi dünya edebiyatı klasiklerini
okumaya başlar. Bu dönemde tanıştığı Güzide adlı bar kadınına duyduğu aşksal
bağ, ileride Sokaklardan Bir Kız romanının temelini oluşturur.
1930'lu yılların ortalarında Adana’daki Milli Mensucat
Fabrikası’na katip olarak girer. Ayda 24 lira 95 kuruş maaş alırken, fabrika
sahibi Nuri Has’ın babasının kimliğini öğrenmesi üzerine imalat ambar
memurluğuna sürülür.
Milli Mensucat Fabrikası’nda çalışırken iplik işçisi Boşnak
kızı Nuriye Hanım (Malik Aksoy’un kızı) ile tanışır ve 1937 yılında evlenir. Bu
evlilik ve fabrika yılları ileride Cemile romanının konusunu oluşturur. 1938
başında fırıncı/tüccar Hilmi Efendi’nin ambar hırsızlığı teklifini reddettiği
için iftiraya uğrayarak fabrikadaki işinden çıkarılır.
Hapislik
Kızı Yıldız doğduktan kısa süre sonra 1938’de Niğde’ye
askerliğe gider. Tezkeresine kırk gün kala Nâzım Hikmet ve Maksim Gorki
kitapları okuduğu gerekçesiyle ihbar edilir; Kayseri 6. Kolordu Komutanlığı
Askeri Mahkemesi’nce Ceza Kanunu’nun 94. maddesinden 5 yıl hapse mahkûm edilir.
Kayseri ve Adana cezaevlerinin ardından Bursa Cezaevi’ne nakledilir. 1940
yılında Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet ile tanışır ve üç buçuk yıl aynı koğuşta
kalır. Nâzım Hikmet onun yazdığı şiirleri zayıf bulup eleştirir; şiir yerine
hikâye ve roman yazmasını öğütler. Nâzım’dan Fransızca, felsefe, ekonomi,
siyaset ve edebiyat dersleri alır.
İlk Eserler
26 Eylül 1943’te tahliye olarak Adana’ya döner. Ancak eski
mahkûm olduğu için kimse iş vermez; Karataş’ta toprak taşıma ameleliği, Devlet
Demiryolları’nda geçici hamallık yapar. Malatya Mensucat Fabrikası’nda bulduğu
iş askerlik terhis belgesi yüzünden iptal edilir. Kilis ve Çorum’da sürgün
askerlik döneminin ardından 1946’da serbest kalır. Adana Verem Savaş
Derneği’nde memurluk yapar. 1949 yılında Varlık Yayınları tarafından ilk iki
kitabı birden basılır: Baba Evi (roman) ve Ekmek Kavgası (hikâye).
1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidara gelince
derneklerdeki memurluk işlerine son verilir. 17 Nisan 1950’de ailesiyle
birlikte İstanbul’a göç eder. Cibali’de Tütün Fabrikası’nın arkasındaki evde
yoksulluk içinde yaşayarak geçimini yalnızca kalemiyle sağlamaya çalışır.
Romanları gazetelerde tefrika edilir, kitaplaşır ancak ekonomik darlığı hiç
bitmez.
1960 yılında bir kitabevinde tanıştığı Ülkü (Filiz) adındaki
genç kıza aşık olur. Beyoğlu Alyon Sokak’ta tuttuğu pansiyonda bir süre
birlikte yaşarlar. Bu ilişki ileride Bir Filiz Vardı romanına konu oluşturur.
7 Mart 1966’da Türkiye İşçi Partisi (TİP) Fatih İlçe Başkanı
ve arkadaşlarıyla birlikte "hücre çalışması ve komünizm propagandası"
suçlamasıyla tutuklanarak Sultanahmet Cezaevi’ne konur. 35 gün tutuklu
kaldıktan sonra beraat eder.
1967-1969 yılları arasında kronik fistül ameliyatları,
taşikardi ve amfizem hastalıklarıyla boğuşur. 1969’da pasaport verilmesi
üzerine eşiyle Moskova’ya gider ve Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak
tedavi görür. 1969’da Önce Ekmek kitabı ile hem Türk Dil Kurumu hem de Sait
Faik Hikâye Armağanı’nı kazanır.
5 Mayıs 1970’te tedavi görmek ve ailesinin köklerini
araştırmak amacıyla Bulgaristan’a gider. Sofya Hükümet Hastanesi’nde tedavi
görürken beyin damarı tıkanması sonucu 2 Haziran 1970 akşamı saat 21.15’te
hayatını kaybeder. Cenazesi 5 Haziran’da Bulgaristan’dan Kapıkule sınır
kapısına getirilerek edebiyatçılar ve işçiler tarafından törenle karşılanır ve
İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir.
Sanat Anlayışı
Yazma eylemi masa başındaki teknik çalışmadan çok, sokakta,
halkın arasında gezerek konunun zihinde olgunlaşmasıyla gerçekleşir.
Görülmeyen, yaşanmayan ve yakından tanınmayan çevrelerin
yazılması gerçekçi sanat anlayışına aykırıdır.
Eserlerde yer alan karakterler hayali kurgular değil;
birlikte çalışılmış, sigara içilmiş, sohbet edilmiş gerçek insanlardır.
Edebiyatta öz ile biçim birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Biçim özden doğar.
Toplumdaki bozuk düzen insanları kötülüğe ve suça itse de
insanın özünde iyilik, direnç ve kahramanlık barınmaktadır.
Roman ve hikâyelerde teslim olan, korkak tipler kadar
başkaldıran, örgütlenme bilincine ulaşan tiplere yer verilmelidir.
Karakterlerin kendi yöresel ağızlarıyla konuşturulması eserin inandırıcılığını
sağlar.
Hikayeleri
Toplumsal Gerçekçilik: Sanayi kenti olan Adana ve
İstanbul’un kenar mahallelerindeki "küçük adam"ın, işçilerin, fabrika
kızlarının, amelelerin ve sokak çocuklarının ekmek kavgasını işler.
Diyalog Ustalığı: Karakterleri kendi yöresel ağızları
ve toplumsal konumlarıyla konuşturmada erişilmez bir beceri sergiler.
Yalın Anlatım: Doğrudan, süssüz, sıfatlardan arınmış,
sürprizli sonlar yerine hayatın kesitlerini sunan bir ifade tarzı kullanır.
Ekmek Kavgası (1949): Toplumun alt katmanlarındaki
insanların karın doyurma savaşı ve yoksulluk karşısındaki tutumları işlenir.
Sarhoşlar (1951): Eleştirel mizahın ve toplum
trajedilerinin iç içe geçtiği 17 küçük hikâye toplanmıştır.
Çamaşırcının Kızı (1952): Çukurova’daki çırçır
fabrikası işçilerinin, çöpçülerin, mağdur çocukların yaşamları aktarılır.
72. Koğuş (1954): Cezaevinde yoksul
"Adembabalar"ın yaşam mücadelesi ve Ahmet Kaptan’ın Fatma’ya duyduğu
aşk uğruna donarak ölümü anlatılır.
Grev (1954): İşçi hakları, 8 saatlik çalışma direnişi
ve işveren kesiminin sosyal hicvi ele alınır.
Arka Sokak (1956): Şehrin kenar mahallelerindeki
kimsesizler, çıraklar ve yoksul ailelerin dayanışması işlenir.
Kardeş Payı (1957): Bilinçlenmeye başlayan hamalların
kazançlarını eşit paylaşma kararı ve sömürüye karşı duruşları öne çıkar.
Babil Kulesi (1957): İstanbul’un yoksul ve küçük
insan kalabalığının renkli tabloları sunulur.
Dünyada Harp Vardı (1963): İnsanların iç dünyalarına,
çocuk psikolojisine ve savaş yıllarının cezaevi ortamına odaklanılır.
Mahalle Kavgası (1963): Dar gelirli küçük memurlar,
kenar mahalle insanları ve toplumsal çelişkiler sergilenir.
İşsiz (1966): Köyden kente göç eden köylülerin ve
işsiz kentlilerin dramı vurgulanır.
Önce Ekmek (1968): Yoksulluk ve açlık karşısında dahi
korunan insani onur ve ahlak direnişi işlenmiştir.
Küçükler ve Büyükler (1971): Çocukların gözünden
yetişkinler dünyasının yozlaşmışlığı ve çocuk işçilerin dramı aktarılır.
Romanları
Yazarın kendi çocukluk ve gençlik yıllarını, orta halli bir
ailenin çöküşünü anlattığı otobiyografik eserler (Baba Evi, Avare Yıllar,
Cemile, Dünya Evi).
Adana’da toprak ve fabrika işçilerinin dünyasını anlattığı
eserleri…
Anadolu’dan İstanbul’a göç eden işsizlerin,
gecekonduluların, serserilerin ve kenar mahalle insanlarının yaşam savaşları
(Murtaza, Devlet Kuşu, Gurbet Kuşları, Gevşek/Piyasa Romanları).
Baba Evi
"Küçük Adamın Notları" dizisinin ilk kitabı olan Baba
Evi, yazarın otobiyografik izler taşıyan çocukluk ve ilk gençlik yıllarını
kapsar. Savaş dönemi göçleri, Adana ve Beyrut'taki yokluk yılları, otoriter
babanın baskısı, özgürlük arayışı, memlekete dönüş ve ilk gençlik avarelikleri
olayın merkezindedir.
Avare Yıllar
"Küçük Adamın Notları" serisinin ikinci kitabı olan
Avare Yıllar, baba evinden kopuşun, başıboşluk hissiyle geçen gençlik
günlerinin, okuldan kaçışların, fabrika işçiliğinin, İstanbul hayallerinin ve
evlilikle tamamlanan bir dönemecin anlatısıdır. Karanlıklar ve yokluklar
içinden kendi çabasıyla bilince ve ışığa ulaşmaya çalışan küçük adamın
mücadelesini sergiler.
Murtaza
Yunanistan göçmeni mahalle bekçisi ve çırçır fabrikası gece
kontrol muavini Murtaza, katı ödev ahlakını ve zorba bir görev anlayışını
simgeler. "Vazife bir..." ilkesine bağnazca bağlılığı, disiplin
sağlama adına fabrikada çalışan kendi kızını uykusuzluktan uyuduğu için dövüp
ölümüne sebep olmasına kadar varan dramatik ve mizahi bir toplumsal çelişkiyi
açığa vurur.
Cemile
1934 yılının Adana'sında geçen Cemile, bir dokuma
fabrikasında çalışan 14-15 yaşlarındaki Boşnak kızı Cemile ile kâtip Necati'nin
aşkını, fabrikanın işçi mahallesindeki yaşam mücadelesini ve ustabaşı
entrikalarıyla kışkırtılan işçi grev/ayaklanma olaylarını ele alır.
Bereketli Topraklar Üzerinde
Sivas'ın kapalı köy ekonomisinden "ekmek derdi"
peşinde Çukurova'ya inen üç köylünün (İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan
Ali) ağır sömürü şartları, hastalıklar, fabrika ve tarım işçiliği altındaki yok
oluşları ve yaşam mücadeleleri aktarılır.
Suçlu
İstanbul Küçükpazar'da parçalanmış ve bozulmuş bir aile
ortamında büyüyen 13 yaşındaki Cevdet'in suça sürüklenişi, üvey anne ve mahalle
çevresinin olumsuz etkileri, babasının hakkını korumak için suçu üstlenmesi ve
toplumsal dayanışma teması işlenir.
Serseri Milyoner
İçine kapanık, vesveseli kasaba avukatı Nafiz Bey'in kızı
Nilüfer ile fabrikatör dayısının yanında yaşayan Suat ("Serseri
Milyoner") arasındaki melodramatik aşk, küçük burjuva kaygıları ve
Çukurova'daki arazi/toprak anlaşmazlıkları çerçevesinde gelişir.
Devlet Kuşu
İstanbul Kumkapı'da geçen hikâyede, işsiz ve aylak
Mustafa'nın ("Avare Mustafa") yoksul mahallesi ile zengin karaborsacı
Zülfikar Bey'in kızı Hülya ile evlenerek zenginleşmesi, ancak onurunu
koruyabilmek adına paradan ve zenginlikten vazgeçerek kendi özgürlüğüne dönüşü
anlatılır.
Vukuat Var
Adana Karşıyaka işçi mahallesinde (1946-1950) geçen romanda,
yoksul ve baskı altındaki fabrika işçisi Güllü'nün Fellah Kemal'e olan sevgisi,
zalim babası Cemşir ve ağabeyi Hamza'nın kızı parayla Zaloğlu Ramazan'a satma
çabaları ve Kemal'in cinayete kurban gitmesi dile getirilir.
Gâvurun Kızı
Şoför Kâmran ile katı ırkçı ve dini bağnaz dedesinin
baskısından kaçan Hristiyan kızı Evdoksiya'nın din ve ırk ayrımına karşı duran
sevdası ve mütevazı mutluluk mücadelesi anlatılır.
Küçücük
İstanbul kenar mahallesinde yoksulluk içinde büyüyen, Erol
adındaki haylaz genç tarafından kandırılarak Beyoğlu'nun fuhuş ağına düşürülen
Ayten'in acılı dramı ve her şeye rağmen içindeki iyi insan yanını ve umudunu
kaybetmeyişi sergilenir.
Dünya Evi
Avare Yıllar romanının devamı niteliğindeki eserde, Genç
Adam'ın dokuma fabrikasındaki Boşnak kızı Cemile ile evlenip girdiği
"dünya evi"ndeki yoksulluk, 24 lira 95 kuruşluk maaşla geçim kavgası,
fabrikadan atılma ve geçim sıkıntısının getirdiği aile içi sarsıntılar işlenir.
El Kızı
Zengin avukat Mazhar Bey ile alt tabakadan gelen fakir ve
temiz ruhlu Nazan'ın evliliğini, kötü kalpli kaynananın çevirdiği dolaplar
yüzünden dağılan bir yuvayı, Nazan'ın esrarkeşliğe ve fuhşa kadar düşen
melodramatik çilesini ve trajik sonunu anlatır.
Hanımın Çiftliği
Vukuat Var'ın devamı olan romanda; sevgilisi öldürüldükten
sonra zengin çiftlik sahibi Muzaffer Bey'in metresi ve ardından karısı olan
Güllü'nün ("Serap Hanım") lüks yaşama geçişi, sınıfsal atlaması,
çiftlikteki iktidar mücadeleleri, Muzaffer Bey'in toprak kavgasında vurulması
ve çiftliğin yakılması sürdürülür.
Eskici ve Oğulları (Eskici Dükkânı)
Trablusgarp Savaşı'nda tek bacağını kaybetmiş Topal Eskici
ve ailesinin, gelişen sanayi ve makineleşme karşısında küçük zanaat
dükkânlarının çöküşü, pamuk ırgatlığına düşüşü, sıtma ve sefalet içinde çözülüp
dağılışı dile getirilir.
Gurbet Kuşları
Bereketli Topraklar Üzerinde'nin devamı niteliğindeki
romanda, 1950-1960 yılları arasında Sivas'tan İstanbul'a imar ve inşaat
yıkımlarında çalışmaya gelen İflahsızın Memed'in, gecekondulaşma, sömürü çarkı
ve siyasi nüfuz tüccarları ortasında kente tutunma mücadelesi ve "Kalk
lan, kalk, gene yaparık, yenisini yaparık!" direnci aktarılır.
Sokakların Çocuğu
Suçlu romanının devamı olan yapıt, kimsesiz sokak çocuğu
Cevdet'in büyük kentin kenar mahallelerinde, sinema ve çizgi romanların düşsel
dünyasında, hapishane koşullarında ve erken cinsel uyanışlar içinde ayakta
kalma serüvenini kapsar.
Kanlı Topraklar
1934 Çukurova'sında çırçır fabrikası kâtipliğinden
kurnazlık, dolaplar ve acımasızlıklarla toprak ağalığına ve servete tırmanan
Topal Nuri'nin şahsında, köylünün topraksızlaştırılması ve "kanlı
topraklar" üzerindeki ağalık hırsı sergilenir.
Bir Filiz Vardı
İstanbul kenar mahallesinde yoksulluk çeken 16 yaşındaki
Filiz'in, yaşlı kitapçı Maşa'nın tacizleri ve babasının baskıları karşısında
tentürdiyot içerek intihara kalkışması, ardından bilinçli bir genç dokuma
işçisinin sevgisiyle hayata tutunuşu işlenir.
Müfettişler Müfettişi
Gogol'ün Müfettiş temasının Türkiye taşrasına uyarlaması
olan eserde; kendisini Ankara'dan gelen yüksek müfettiş gibi tanıtan sahtekâr
paşazade Kudret Yanardağ'ın, Anadolu kentindeki idarecileri, otelcileri ve
esnafı korkutarak rüşvete bağlaması ve bürokrasinin kofluğunu mizahi bir dille
teşhir etmesi anlatılır.
Yalancı Dünya
Anadolu kasabasındaki muhafazakâr ve dini baskılı evinden
kaçarak artist olmak sevdasıyla İstanbul Yeşilçam sokağının fahişeliğe ve
sömürüye dayalı aldatıcı dünyasına düşen Neriman'ın macerası ve Yeşilçam
gerçeği sergilenir.
Evlerden Biri
İstanbul Cibali'de emekli ikramiyesiyle ev satın alan Sadi
Bey'in ailesinde; evlatların mirası paylaşma ve evi sattırma kavgaları, aile
içi yozlaşma, komşu kızı Nursen ile yaşanan gizli ilişkiler ve babanın ölümünün
ardından yuvayı terk eden evlatların getirdiği çöküş resmedilir.
Arkadaş Islıkları
Adana ve İstanbul sokaklarında briyantinli saçları,
haylazlıkları ve arkadaş ıslıklarıyla vakit öldüren aylak gençlerin
sorumsuzluğu, kız kaçırma maceraları ve İlyas Usta'nın rehberliğiyle
serserilikten emek dünyasına geçiş süreci ele alınır.
Üç Kağıtçı
Müfettişler Müfettişi'nin devamı olan eserde; hapisten delil
yetersizliğiyle çıkan dolandırıcı Kudret Yanardağ'ın zengin dul Nefise'yi
kandırarak çiftliğini ve servetini üzerine geçirmesi, "Yeni Parti"ye
girerek 1950 seçimlerinde milletvekili seçilip Ankara'ya yükselişi anlatılır.
Sokaklardan Bir Kız
Barlarda çalışan konsomatris Leyla'nın kızı Nuran'ın kötü
yola düşmemek için gösterdiği namus direnci, denizci Cevdet ile kurduğu
mütevazı yuvası ve evine gece yarısı giren tecavüzcü dostu meşru müdafaa ile
vurup hapise düşmesi sonrası aklanma mücadelesi aktarılır.
Kötü Yol
Çukurova'dan İstanbul'a yıldız olmak hayalleriyle gelen
Nermin'in kentin tuzaklarına düşmesi, Reşat gibi çapkın erkeklerin entrikaları
ve İhsan Ağabey sayesinde kurtarılarak iyimser bir geleceğe kavuşması işlenir.
Kaçak
Hanımın Çiftliği'nin devamı olan ve yazarın son romanı
sayılan eserde; ağa Muzaffer Bey'i öldürüp çiftliği yakan Habip'in yaralı
olarak bir köy evine sığınması, yedi yıldır yalnız yaşayan Hacer ile kurduğu
sevgi bağı ve bireysel şiddet ile kundakçılığın bir çözüm olmadığını kavrayıp
toplumsal bilince yönelişi ele alınır.
Oyunları
Orhan Kemal roman ve hikâyelerindeki canlı diyalog yapısı,
iç devinim ve zengin karakter tasvirleri sayesinde başarılı bir tiyatro
yazarlığı ortaya koymuştur. Oyunlarında insan sevgisi, yoksulluğun getirdiği
yıkım ve emperyalist/sömürücü güçlere karşı duruş temel temalardır.
Sahnelenen Oyunları
İspinozlar (Yalova Kaymakamı) (1964 / 1968):
Gecekondu yoksulluğu ile vurguncu zengin sınıfın çatışmasını zengin kız-fakir
oğlan teması üzerinden işler.
72. Koğuş (1967): Cezaevindeki yoksul mahkûmların
insanlık gururu, sömürüye karşı direnişi ve Ahmet Kaptan’ın trajedisi
sahnelenmiştir.
Eskici Dükkânı (1969): Eskici ve Oğulları romanının
sahne uyarlaması olup, küçük zanaatkârın makineleşme karşısındaki direnci ve
insan onuru anlatılır.
Kardeş Payı (1970): Köyden kente yeni göç etmiş
amelelerin süreç içinde bilinçlenerek haklarını savunmaları işlenmiştir.
Röportajları ve Anıları
İstanbul’dan Çizgiler
Ferit Öngören’in desenleri ve Orhan Kemal’in röportaj
metinleriyle ortaklaşa hazırlanan eserde; İstanbul’un kenar mahalleleri,
işportacıları, küçük memurları, kahvehaneleri, Cibali tütün işçileri ve
İstanbul insanının günlük dertleri çizgi ve yazıyla belgelenmiştir.
Nâzım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl
Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet ile birlikte geçirdiği
hapislik yıllarının anıları toplanmıştır. Nâzım Hikmet’in insani yönü, koğuş
içi ilişkileri, Fransızca, felsefe ve edebiyat dersleri, şiir yazarken
gösterdiği titizlik ve halka duyduğu derin bağlılık somut tanıklıklarla
aktarılmıştır.
…
