15 Eylül 2010 Çarşamba

Asım Bezirci - Orhan Kemal - Notlar

Asım Bezirci - Orhan Kemal - Notlar

2. Basım, Tekin Yayınları, 1984

 


Hayatı

Ailesi

Orhan Kemal’in asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü’dür. 15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğmuştur. Babası Abdülkadir Kemali Bey, Çanakkale’de topçu teğmenliği yapmış, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında aktif rol almış, Kastamonu Milletvekilliği ve Adalet Bakanlığı görevlerinde bulunmuş bir siyasetçidir. Annesi Azime Hanım ise Adanalı, ilkokul öğretmenliği yapmış, güçlü bir belleğe ve hikâye anlatma yeteneğine sahip bir kadındır.

 

1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapanmasının ardından muhalefetini sürdüren Abdülkadir Kemali Bey, siyasi baskılar ve tutuklanma tehlikesi üzerine 1931 baharında gizlice Suriye’ye (Antakya ve ardından Beyrut’a) kaçar. Ailesini de yanına aldırır. Beyrut’ta avukatlık yapamadığı için bir lokanta açar ancak iflas eder. Aile büyük bir geçim sıkıntısına düşer; Orhan Kemal okulunu bırakarak Matbaat-ül Haceriye adlı basımevinde taş baskı makinesinde kol çevirerek çalışmaya başlar. Bu dönemde bir çikolata fabrikasında çalışan Rum kızı Eleni’ye aşık olur.

 

Sürgün hayatına ve dilsizliğe dayanamayan Orhan Kemal, 1932 Haziranında tek başına Adana’ya döner. Babaannesinin yanına yerleşir, kendisini futbol oynaya ve mahalle kahvelerine verir. Bu yıllarda Giritli’nin Kahvesi ile Nadir’in Kahvesi’ne devam ederken İsmail Usta, Selahattin Usta ve Ali Şahin gibi bilinçli işçilerle tanışır. Onların yönlendirmesiyle Maxim Gorki, Emile Zola, Gustave Flaubert ve Alexandre Dumas gibi dünya edebiyatı klasiklerini okumaya başlar. Bu dönemde tanıştığı Güzide adlı bar kadınına duyduğu aşksal bağ, ileride Sokaklardan Bir Kız romanının temelini oluşturur.

 

1930'lu yılların ortalarında Adana’daki Milli Mensucat Fabrikası’na katip olarak girer. Ayda 24 lira 95 kuruş maaş alırken, fabrika sahibi Nuri Has’ın babasının kimliğini öğrenmesi üzerine imalat ambar memurluğuna sürülür.

 

Milli Mensucat Fabrikası’nda çalışırken iplik işçisi Boşnak kızı Nuriye Hanım (Malik Aksoy’un kızı) ile tanışır ve 1937 yılında evlenir. Bu evlilik ve fabrika yılları ileride Cemile romanının konusunu oluşturur. 1938 başında fırıncı/tüccar Hilmi Efendi’nin ambar hırsızlığı teklifini reddettiği için iftiraya uğrayarak fabrikadaki işinden çıkarılır.

 

Hapislik

Kızı Yıldız doğduktan kısa süre sonra 1938’de Niğde’ye askerliğe gider. Tezkeresine kırk gün kala Nâzım Hikmet ve Maksim Gorki kitapları okuduğu gerekçesiyle ihbar edilir; Kayseri 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce Ceza Kanunu’nun 94. maddesinden 5 yıl hapse mahkûm edilir. Kayseri ve Adana cezaevlerinin ardından Bursa Cezaevi’ne nakledilir. 1940 yılında Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet ile tanışır ve üç buçuk yıl aynı koğuşta kalır. Nâzım Hikmet onun yazdığı şiirleri zayıf bulup eleştirir; şiir yerine hikâye ve roman yazmasını öğütler. Nâzım’dan Fransızca, felsefe, ekonomi, siyaset ve edebiyat dersleri alır.

 

İlk Eserler

26 Eylül 1943’te tahliye olarak Adana’ya döner. Ancak eski mahkûm olduğu için kimse iş vermez; Karataş’ta toprak taşıma ameleliği, Devlet Demiryolları’nda geçici hamallık yapar. Malatya Mensucat Fabrikası’nda bulduğu iş askerlik terhis belgesi yüzünden iptal edilir. Kilis ve Çorum’da sürgün askerlik döneminin ardından 1946’da serbest kalır. Adana Verem Savaş Derneği’nde memurluk yapar. 1949 yılında Varlık Yayınları tarafından ilk iki kitabı birden basılır: Baba Evi (roman) ve Ekmek Kavgası (hikâye).

 

1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidara gelince derneklerdeki memurluk işlerine son verilir. 17 Nisan 1950’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç eder. Cibali’de Tütün Fabrikası’nın arkasındaki evde yoksulluk içinde yaşayarak geçimini yalnızca kalemiyle sağlamaya çalışır. Romanları gazetelerde tefrika edilir, kitaplaşır ancak ekonomik darlığı hiç bitmez.

 

1960 yılında bir kitabevinde tanıştığı Ülkü (Filiz) adındaki genç kıza aşık olur. Beyoğlu Alyon Sokak’ta tuttuğu pansiyonda bir süre birlikte yaşarlar. Bu ilişki ileride Bir Filiz Vardı romanına konu oluşturur.

 

7 Mart 1966’da Türkiye İşçi Partisi (TİP) Fatih İlçe Başkanı ve arkadaşlarıyla birlikte "hücre çalışması ve komünizm propagandası" suçlamasıyla tutuklanarak Sultanahmet Cezaevi’ne konur. 35 gün tutuklu kaldıktan sonra beraat eder.

 

1967-1969 yılları arasında kronik fistül ameliyatları, taşikardi ve amfizem hastalıklarıyla boğuşur. 1969’da pasaport verilmesi üzerine eşiyle Moskova’ya gider ve Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak tedavi görür. 1969’da Önce Ekmek kitabı ile hem Türk Dil Kurumu hem de Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanır.

 

5 Mayıs 1970’te tedavi görmek ve ailesinin köklerini araştırmak amacıyla Bulgaristan’a gider. Sofya Hükümet Hastanesi’nde tedavi görürken beyin damarı tıkanması sonucu 2 Haziran 1970 akşamı saat 21.15’te hayatını kaybeder. Cenazesi 5 Haziran’da Bulgaristan’dan Kapıkule sınır kapısına getirilerek edebiyatçılar ve işçiler tarafından törenle karşılanır ve İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir.

 

Sanat Anlayışı

Yazma eylemi masa başındaki teknik çalışmadan çok, sokakta, halkın arasında gezerek konunun zihinde olgunlaşmasıyla gerçekleşir.

 

Görülmeyen, yaşanmayan ve yakından tanınmayan çevrelerin yazılması gerçekçi sanat anlayışına aykırıdır.

 

Eserlerde yer alan karakterler hayali kurgular değil; birlikte çalışılmış, sigara içilmiş, sohbet edilmiş gerçek insanlardır.

Edebiyatta öz ile biçim birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Biçim özden doğar.

 

Toplumdaki bozuk düzen insanları kötülüğe ve suça itse de insanın özünde iyilik, direnç ve kahramanlık barınmaktadır.

 

Roman ve hikâyelerde teslim olan, korkak tipler kadar başkaldıran, örgütlenme bilincine ulaşan tiplere yer verilmelidir. Karakterlerin kendi yöresel ağızlarıyla konuşturulması eserin inandırıcılığını sağlar.

 

Hikayeleri

Toplumsal Gerçekçilik: Sanayi kenti olan Adana ve İstanbul’un kenar mahallelerindeki "küçük adam"ın, işçilerin, fabrika kızlarının, amelelerin ve sokak çocuklarının ekmek kavgasını işler.

Diyalog Ustalığı: Karakterleri kendi yöresel ağızları ve toplumsal konumlarıyla konuşturmada erişilmez bir beceri sergiler.

Yalın Anlatım: Doğrudan, süssüz, sıfatlardan arınmış, sürprizli sonlar yerine hayatın kesitlerini sunan bir ifade tarzı kullanır.

 

Ekmek Kavgası (1949): Toplumun alt katmanlarındaki insanların karın doyurma savaşı ve yoksulluk karşısındaki tutumları işlenir.

Sarhoşlar (1951): Eleştirel mizahın ve toplum trajedilerinin iç içe geçtiği 17 küçük hikâye toplanmıştır.

Çamaşırcının Kızı (1952): Çukurova’daki çırçır fabrikası işçilerinin, çöpçülerin, mağdur çocukların yaşamları aktarılır.

72. Koğuş (1954): Cezaevinde yoksul "Adembabalar"ın yaşam mücadelesi ve Ahmet Kaptan’ın Fatma’ya duyduğu aşk uğruna donarak ölümü anlatılır.

Grev (1954): İşçi hakları, 8 saatlik çalışma direnişi ve işveren kesiminin sosyal hicvi ele alınır.

Arka Sokak (1956): Şehrin kenar mahallelerindeki kimsesizler, çıraklar ve yoksul ailelerin dayanışması işlenir.

Kardeş Payı (1957): Bilinçlenmeye başlayan hamalların kazançlarını eşit paylaşma kararı ve sömürüye karşı duruşları öne çıkar.

Babil Kulesi (1957): İstanbul’un yoksul ve küçük insan kalabalığının renkli tabloları sunulur.

Dünyada Harp Vardı (1963): İnsanların iç dünyalarına, çocuk psikolojisine ve savaş yıllarının cezaevi ortamına odaklanılır.

Mahalle Kavgası (1963): Dar gelirli küçük memurlar, kenar mahalle insanları ve toplumsal çelişkiler sergilenir.

İşsiz (1966): Köyden kente göç eden köylülerin ve işsiz kentlilerin dramı vurgulanır.

Önce Ekmek (1968): Yoksulluk ve açlık karşısında dahi korunan insani onur ve ahlak direnişi işlenmiştir.

Küçükler ve Büyükler (1971): Çocukların gözünden yetişkinler dünyasının yozlaşmışlığı ve çocuk işçilerin dramı aktarılır.

 

Romanları

Yazarın kendi çocukluk ve gençlik yıllarını, orta halli bir ailenin çöküşünü anlattığı otobiyografik eserler (Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile, Dünya Evi).

Adana’da toprak ve fabrika işçilerinin dünyasını anlattığı eserleri…

Anadolu’dan İstanbul’a göç eden işsizlerin, gecekonduluların, serserilerin ve kenar mahalle insanlarının yaşam savaşları (Murtaza, Devlet Kuşu, Gurbet Kuşları, Gevşek/Piyasa Romanları).

 

Baba Evi

"Küçük Adamın Notları" dizisinin ilk kitabı olan Baba Evi, yazarın otobiyografik izler taşıyan çocukluk ve ilk gençlik yıllarını kapsar. Savaş dönemi göçleri, Adana ve Beyrut'taki yokluk yılları, otoriter babanın baskısı, özgürlük arayışı, memlekete dönüş ve ilk gençlik avarelikleri olayın merkezindedir.

 

Avare Yıllar

"Küçük Adamın Notları" serisinin ikinci kitabı olan Avare Yıllar, baba evinden kopuşun, başıboşluk hissiyle geçen gençlik günlerinin, okuldan kaçışların, fabrika işçiliğinin, İstanbul hayallerinin ve evlilikle tamamlanan bir dönemecin anlatısıdır. Karanlıklar ve yokluklar içinden kendi çabasıyla bilince ve ışığa ulaşmaya çalışan küçük adamın mücadelesini sergiler.

 

Murtaza

Yunanistan göçmeni mahalle bekçisi ve çırçır fabrikası gece kontrol muavini Murtaza, katı ödev ahlakını ve zorba bir görev anlayışını simgeler. "Vazife bir..." ilkesine bağnazca bağlılığı, disiplin sağlama adına fabrikada çalışan kendi kızını uykusuzluktan uyuduğu için dövüp ölümüne sebep olmasına kadar varan dramatik ve mizahi bir toplumsal çelişkiyi açığa vurur.

 

Cemile

1934 yılının Adana'sında geçen Cemile, bir dokuma fabrikasında çalışan 14-15 yaşlarındaki Boşnak kızı Cemile ile kâtip Necati'nin aşkını, fabrikanın işçi mahallesindeki yaşam mücadelesini ve ustabaşı entrikalarıyla kışkırtılan işçi grev/ayaklanma olaylarını ele alır.

 

Bereketli Topraklar Üzerinde

Sivas'ın kapalı köy ekonomisinden "ekmek derdi" peşinde Çukurova'ya inen üç köylünün (İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali) ağır sömürü şartları, hastalıklar, fabrika ve tarım işçiliği altındaki yok oluşları ve yaşam mücadeleleri aktarılır.

 

Suçlu

İstanbul Küçükpazar'da parçalanmış ve bozulmuş bir aile ortamında büyüyen 13 yaşındaki Cevdet'in suça sürüklenişi, üvey anne ve mahalle çevresinin olumsuz etkileri, babasının hakkını korumak için suçu üstlenmesi ve toplumsal dayanışma teması işlenir.

 

Serseri Milyoner

İçine kapanık, vesveseli kasaba avukatı Nafiz Bey'in kızı Nilüfer ile fabrikatör dayısının yanında yaşayan Suat ("Serseri Milyoner") arasındaki melodramatik aşk, küçük burjuva kaygıları ve Çukurova'daki arazi/toprak anlaşmazlıkları çerçevesinde gelişir.

 

Devlet Kuşu

İstanbul Kumkapı'da geçen hikâyede, işsiz ve aylak Mustafa'nın ("Avare Mustafa") yoksul mahallesi ile zengin karaborsacı Zülfikar Bey'in kızı Hülya ile evlenerek zenginleşmesi, ancak onurunu koruyabilmek adına paradan ve zenginlikten vazgeçerek kendi özgürlüğüne dönüşü anlatılır.

 

Vukuat Var

Adana Karşıyaka işçi mahallesinde (1946-1950) geçen romanda, yoksul ve baskı altındaki fabrika işçisi Güllü'nün Fellah Kemal'e olan sevgisi, zalim babası Cemşir ve ağabeyi Hamza'nın kızı parayla Zaloğlu Ramazan'a satma çabaları ve Kemal'in cinayete kurban gitmesi dile getirilir.

 

Gâvurun Kızı

Şoför Kâmran ile katı ırkçı ve dini bağnaz dedesinin baskısından kaçan Hristiyan kızı Evdoksiya'nın din ve ırk ayrımına karşı duran sevdası ve mütevazı mutluluk mücadelesi anlatılır.

 

Küçücük

İstanbul kenar mahallesinde yoksulluk içinde büyüyen, Erol adındaki haylaz genç tarafından kandırılarak Beyoğlu'nun fuhuş ağına düşürülen Ayten'in acılı dramı ve her şeye rağmen içindeki iyi insan yanını ve umudunu kaybetmeyişi sergilenir.

 

Dünya Evi

Avare Yıllar romanının devamı niteliğindeki eserde, Genç Adam'ın dokuma fabrikasındaki Boşnak kızı Cemile ile evlenip girdiği "dünya evi"ndeki yoksulluk, 24 lira 95 kuruşluk maaşla geçim kavgası, fabrikadan atılma ve geçim sıkıntısının getirdiği aile içi sarsıntılar işlenir.

 

El Kızı

Zengin avukat Mazhar Bey ile alt tabakadan gelen fakir ve temiz ruhlu Nazan'ın evliliğini, kötü kalpli kaynananın çevirdiği dolaplar yüzünden dağılan bir yuvayı, Nazan'ın esrarkeşliğe ve fuhşa kadar düşen melodramatik çilesini ve trajik sonunu anlatır.

 

Hanımın Çiftliği

Vukuat Var'ın devamı olan romanda; sevgilisi öldürüldükten sonra zengin çiftlik sahibi Muzaffer Bey'in metresi ve ardından karısı olan Güllü'nün ("Serap Hanım") lüks yaşama geçişi, sınıfsal atlaması, çiftlikteki iktidar mücadeleleri, Muzaffer Bey'in toprak kavgasında vurulması ve çiftliğin yakılması sürdürülür.

 

Eskici ve Oğulları (Eskici Dükkânı)

Trablusgarp Savaşı'nda tek bacağını kaybetmiş Topal Eskici ve ailesinin, gelişen sanayi ve makineleşme karşısında küçük zanaat dükkânlarının çöküşü, pamuk ırgatlığına düşüşü, sıtma ve sefalet içinde çözülüp dağılışı dile getirilir.

 

Gurbet Kuşları

Bereketli Topraklar Üzerinde'nin devamı niteliğindeki romanda, 1950-1960 yılları arasında Sivas'tan İstanbul'a imar ve inşaat yıkımlarında çalışmaya gelen İflahsızın Memed'in, gecekondulaşma, sömürü çarkı ve siyasi nüfuz tüccarları ortasında kente tutunma mücadelesi ve "Kalk lan, kalk, gene yaparık, yenisini yaparık!" direnci aktarılır.

 

Sokakların Çocuğu

Suçlu romanının devamı olan yapıt, kimsesiz sokak çocuğu Cevdet'in büyük kentin kenar mahallelerinde, sinema ve çizgi romanların düşsel dünyasında, hapishane koşullarında ve erken cinsel uyanışlar içinde ayakta kalma serüvenini kapsar.

 

Kanlı Topraklar

1934 Çukurova'sında çırçır fabrikası kâtipliğinden kurnazlık, dolaplar ve acımasızlıklarla toprak ağalığına ve servete tırmanan Topal Nuri'nin şahsında, köylünün topraksızlaştırılması ve "kanlı topraklar" üzerindeki ağalık hırsı sergilenir.

 

Bir Filiz Vardı

İstanbul kenar mahallesinde yoksulluk çeken 16 yaşındaki Filiz'in, yaşlı kitapçı Maşa'nın tacizleri ve babasının baskıları karşısında tentürdiyot içerek intihara kalkışması, ardından bilinçli bir genç dokuma işçisinin sevgisiyle hayata tutunuşu işlenir.

 

Müfettişler Müfettişi

Gogol'ün Müfettiş temasının Türkiye taşrasına uyarlaması olan eserde; kendisini Ankara'dan gelen yüksek müfettiş gibi tanıtan sahtekâr paşazade Kudret Yanardağ'ın, Anadolu kentindeki idarecileri, otelcileri ve esnafı korkutarak rüşvete bağlaması ve bürokrasinin kofluğunu mizahi bir dille teşhir etmesi anlatılır.

 

Yalancı Dünya

Anadolu kasabasındaki muhafazakâr ve dini baskılı evinden kaçarak artist olmak sevdasıyla İstanbul Yeşilçam sokağının fahişeliğe ve sömürüye dayalı aldatıcı dünyasına düşen Neriman'ın macerası ve Yeşilçam gerçeği sergilenir.

 

Evlerden Biri

İstanbul Cibali'de emekli ikramiyesiyle ev satın alan Sadi Bey'in ailesinde; evlatların mirası paylaşma ve evi sattırma kavgaları, aile içi yozlaşma, komşu kızı Nursen ile yaşanan gizli ilişkiler ve babanın ölümünün ardından yuvayı terk eden evlatların getirdiği çöküş resmedilir.

 

Arkadaş Islıkları

Adana ve İstanbul sokaklarında briyantinli saçları, haylazlıkları ve arkadaş ıslıklarıyla vakit öldüren aylak gençlerin sorumsuzluğu, kız kaçırma maceraları ve İlyas Usta'nın rehberliğiyle serserilikten emek dünyasına geçiş süreci ele alınır.

 

Üç Kağıtçı

Müfettişler Müfettişi'nin devamı olan eserde; hapisten delil yetersizliğiyle çıkan dolandırıcı Kudret Yanardağ'ın zengin dul Nefise'yi kandırarak çiftliğini ve servetini üzerine geçirmesi, "Yeni Parti"ye girerek 1950 seçimlerinde milletvekili seçilip Ankara'ya yükselişi anlatılır.

 

Sokaklardan Bir Kız

Barlarda çalışan konsomatris Leyla'nın kızı Nuran'ın kötü yola düşmemek için gösterdiği namus direnci, denizci Cevdet ile kurduğu mütevazı yuvası ve evine gece yarısı giren tecavüzcü dostu meşru müdafaa ile vurup hapise düşmesi sonrası aklanma mücadelesi aktarılır.

 

Kötü Yol

Çukurova'dan İstanbul'a yıldız olmak hayalleriyle gelen Nermin'in kentin tuzaklarına düşmesi, Reşat gibi çapkın erkeklerin entrikaları ve İhsan Ağabey sayesinde kurtarılarak iyimser bir geleceğe kavuşması işlenir.

 

Kaçak

Hanımın Çiftliği'nin devamı olan ve yazarın son romanı sayılan eserde; ağa Muzaffer Bey'i öldürüp çiftliği yakan Habip'in yaralı olarak bir köy evine sığınması, yedi yıldır yalnız yaşayan Hacer ile kurduğu sevgi bağı ve bireysel şiddet ile kundakçılığın bir çözüm olmadığını kavrayıp toplumsal bilince yönelişi ele alınır.

 

Oyunları

Orhan Kemal roman ve hikâyelerindeki canlı diyalog yapısı, iç devinim ve zengin karakter tasvirleri sayesinde başarılı bir tiyatro yazarlığı ortaya koymuştur. Oyunlarında insan sevgisi, yoksulluğun getirdiği yıkım ve emperyalist/sömürücü güçlere karşı duruş temel temalardır.

 

Sahnelenen Oyunları

İspinozlar (Yalova Kaymakamı) (1964 / 1968): Gecekondu yoksulluğu ile vurguncu zengin sınıfın çatışmasını zengin kız-fakir oğlan teması üzerinden işler.

72. Koğuş (1967): Cezaevindeki yoksul mahkûmların insanlık gururu, sömürüye karşı direnişi ve Ahmet Kaptan’ın trajedisi sahnelenmiştir.

Eskici Dükkânı (1969): Eskici ve Oğulları romanının sahne uyarlaması olup, küçük zanaatkârın makineleşme karşısındaki direnci ve insan onuru anlatılır.

Kardeş Payı (1970): Köyden kente yeni göç etmiş amelelerin süreç içinde bilinçlenerek haklarını savunmaları işlenmiştir.

 

Röportajları ve Anıları

İstanbul’dan Çizgiler

Ferit Öngören’in desenleri ve Orhan Kemal’in röportaj metinleriyle ortaklaşa hazırlanan eserde; İstanbul’un kenar mahalleleri, işportacıları, küçük memurları, kahvehaneleri, Cibali tütün işçileri ve İstanbul insanının günlük dertleri çizgi ve yazıyla belgelenmiştir.

 

Nâzım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl

Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet ile birlikte geçirdiği hapislik yıllarının anıları toplanmıştır. Nâzım Hikmet’in insani yönü, koğuş içi ilişkileri, Fransızca, felsefe ve edebiyat dersleri, şiir yazarken gösterdiği titizlik ve halka duyduğu derin bağlılık somut tanıklıklarla aktarılmıştır.

… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder