1 Kasım 2025 Cumartesi

Önder Göçgün - Hüseyin Rahmi Gürpınar - Notlar

Önder Göçgün - Hüseyin Rahmi Gürpınar - Notlar

Kültür Bakanlığı Yayınları, 1990

 


Önsöz

Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944), Ahmet Midhat Efendi'nin açtığı halk için hikâye ve roman yazma geleneğini 68 yıllık yazarlık hayatı boyunca mizahi ve gerilimli bir üslupla tek başına sürdürmüştür.

Realist, rasyonalist ve Natüralizme uzanan bir çizgide yer alsa da tam bir Natüralist sayılamaz; norm dışı tipleri alaylı (ironik) bir dille çözümleyip tenkit ederek "şahsi" bir tarz ortaya koymuştur.

Maupassant ve Anatole France’ı beğenen yazar, eserlerini hayal gücünden ziyade gözleme dayalı gerçekçi bir zemine oturtmuştur. Doğayı ve günlük hayatı sadakatle kopyalamayı, sanata ruh vermenin temel şartı olarak görmüştür.

"Halk için edebiyat olamaz" görüşüne karşı çıkan ve kalemle geçinen ender edebiyatçılardan olan Gürpınar, toplumun her kesiminden kahramanı eserlerine dahil ederek okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçlamıştır. Bu yönüyle eserleri bir "okul" niteliği kazanmış; yaş, cinsiyet, meslek, felsefi görüş ve sosyal seviye bakımından son derece zengin bir insan kadrosu şekillenmiştir.

 

Kitabın Yapısı

1. Bölüm: Hayatı (kronolojik çerçevede).

 

2. Bölüm: Edebi Kişiliği (eserler ve görüşler ışığında).

 

3. Bölüm: Eserlerinden Seçmeler (roman, hikâye, tiyatro, tenkit, mektup, makale, röportaj ve hakkında yazılanlar).

 

4. Bölüm: Bibliyografya (eserleri, hakkındaki tezler ve neşredilmiş yazıları içeren 10 alt başlıklı geniş rehber).

 

Hayatı

Hüseyin Rahmi, 19 Ağustos 1864'te İstanbul'da Ayazpaşa Semti'nde dünyaya geldi. Babası Hünkâr Yaveri Mehmed Said Paşa, annesi Safranbolulu Ayşe Sıdıka Hanım'dır.

Dedesi Sivastopol Savaşı'nda bir kolunu kaybeden "Çolak" Yüzbaşı Hüseyin Efendi, onun babası ise Aydınlı Kitabi Osman Efendi'dir.

 

Hüseyin Rahmi henüz üç yaşındayken annesini veremden kaybetti; bu acıyı yıllar sonra Nimetşinas (1901) romanının ithafında da dile getirdi. Babasının görev yeri sebebiyle Kutsal Girit adasında ilkokula başladı; ancak babasının yeniden evlenmesi üzerine altı yaşında İstanbul'a dönerek Aksaray'da anneannesi ve teyzesinin yanında büyüdü.

 

Aksaray Yakupağa Mektebi ve Mahmudiye Rüşdiyesi'nin ardından İdadi'ye devam etti. Tarih öğretmeni Abdurrahman Şeref Bey'in yönlendirmesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye kaydoldu.

Mülkiye ikinci sınıftayken, arkadaşı Ahmet Rasim'in de bulunduğu bir gece ziyafetinde ağzından kan gelmesi ve ailedeki verem geçmişi sebebiyle okuldan alındı.

 

Okula gidemediği bu dönemde evinde büyük bir disiplinle çalıştı; Benjamin Franklin'in özgeçmişinden esinlenerek kendisine özel bir program hazırladı. Ailesinin hasta olacağı korkusuyla engel olmaya çalışmasına rağmen geceleri gizlice Fransızca, tarih, coğrafya ve edebiyat çalıştı.

 

12 yaşında kaleme aldığı ilk hikâyesi Gülbahar Hanım, Aksaray yangınında kül oldu. Yayımlanan ilk yazısı ise İstanbul'da Bir Frenk (1887) başlığını taşır.

 

18 yaşında kaleme aldığı ilk romanı Şık (orijinal adıyla Ayine), Ahmet Midhat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edildi. Ahmet Midhat, eserin olgunluğundan şüphelenip kendisine başkasının yardım edip etmediğini sormuş; Hüseyin Rahmi'nin samimi gözyaşları üzerine onu takdir ederek desteklemiştir.

 

Tercüman-ı Hakikat, İkdam ve Sabah gazetelerinde çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim'le birlikte Boşboğaz ile Güllabi adında bir mizah gazetesi ve Millet gazetesini çıkardı.

 

TBMM'nin 5. ve 6. dönemlerinde Kütahya Milletvekili olarak görev yaptı. Kitaplarından kazandığı parayla Heybeliada'da yaptırdığı köşkte ömrünün son 31 yılını geçirdi.

8 Mart 1944'te Heybeliada'da vefat etti ve Abbas Paşa Mezarlığı'na, yakın dostu Ahmet Rasim'in mezarının yakınına defnedildi. Günümüzde Heybeliada İskelesi'nde bir büstü bulunmakta ve ada tepesindeki iki katlı ahşap konağı korunmaktadır.

 

Edebi Kişiliği ve Eserleri

Hüseyin Rahmi, henüz 4-5 yaşlarında iken evlerine gelen komşu kadınlardan (özellikle Penbe Hanım'dan) dinlediği masal ve hikâyelerle edebiyata ilgi duymuştur. 12 yaşında kendi kütüphanesini kurmuş, ancak bu kitapların çoğu Aksaray yangınında kül olmuştur. 19-20 yaşlarında Vidinli Tevfik Paşa’nın kendisine hediye ettiği Fransızca kütüphane sayesinde Batı kültürünü yakından tanımıştır.

 

Hüseyin Rahmi, ufak tefek, çevik, son derece neşeli, fevkalade canlı ve nüktedan bir kişiliğe sahiptir. Çocukluğu kadınlar arasında geçtiği için el işi yapmada, oya ve tentene örmede, nefis reçeller ve salatalar hazırlamada mahirdir. Hiç evlenmemiştir. Heybeliada'daki köşkünü kendi zevkine göre döşetmiş, 70 yaşına kadar bisiklete binmiştir.

 

Sanatında "sosyal fayda" esas olup "halk için edebiyat" çığırını yürütmüştür. Servet-i Fünuncuların seçkinci tutumuna karşı halkı eğitme gayesi taşır. Claude Bernard ve Emil Zola'nın deneysel ve natüralist metodunu edebiyata uygulamış, ancak insanı çirkinlikleriyle yalnız bırakmayıp mizah, ironi ve sosyal hicivle harmanlayarak tamamen kendine has (şahsi) bir üslup yaratmıştır.

Sadece sabahları erken saatlerde, sessiz ve gürültüsüz bir ortamda yazar. Çalışırken odadaki saatin tıkırtısına bile tahammül edemeyip durdurur. Yazı yazarken her zaman okuyucunun zevkini ve eğitimini dikkate alır.

 

Eserlerinde İstanbul toplumunun her kesiminden insan yer alır. Kişileri yaşlarına (çocuklar, gençler, yaşlılar), mesleklerine (hukukçular, mürebbiyeler, bürokratlar), sosyal durumlarına (harp zenginleri, mirasyediler, sefiller, fahişeler), kültür seviyelerine, zihniyetlerine ve felsefi doktrinlerine (pozitivistler, fatalistler, rasyonalistler) göre 90 ayrı grupta sınıflandırılmıştır.

 

Eserleri konularına göre alafranga tipleri işleyenler, yoksulları ele alanlar, batıl inançları konu edinenler, fuhuş ve aile geçimsizliklerini işleyenler olarak ayrılır. Anlatılış şekline göre ise:

  1. Romancı tarafından anlatılanlar (30 roman),
  2. Kahramanlar / hatırat şeklinde nakledilenler (10 roman),
  3. Mektup şeklinde kaleme alınanlar (Mutallaka).

 

Romanları

İlk romanı Ayine ("Şık") (1888) ile başlayan roman yolculuğu, Türk edebiyatına şöhret kazandıran Mürebbiye, Şıpsevdi, Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Cadı, Hakka Sığındık, Ben Deli miyim, Efsuncu Baba, Utanmaz Adam, Ölüm Bir Kurtuluş mudur, Deli Filozof gibi toplam 41 romana ulaşmıştır.

 

Hikâyeleri

Sayıları yüze yaklaşan hikâyeleri toplumsal ve psikolojik temalar taşır; insan sevgisinin yanında hayvan sevgisi de işlenir. Bu hikâyeler Kadınlar Vaizi, Namusla Açlık Meselesi, Katil Buse, İki Hödüğün Seyahati, Tünelden İlk Çıkış, Gönül Ticareti ve Melek Sanmıştım Şeytanı adlı kitaplarda toplanmıştır.

 

Tiyatroları

İlk tiyatro denemesi 19-20 yaşlarında yazdığı İstiğrak-ı Seheri olan yazar, daha sonra Hazan Bülbülü, Kadın Erkekleşince, Tokuşan Kafalar ve Mesuduz oyunlarını yazmıştır. Oyunlarında toplumsal sahnelerin eksikliğini ve niteliksizliği sertçe eleştirmiştir.

 

Tenkitleri

Eserlerine ve sanat anlayışına yöneltilen haksız suçlamalara cevap vermek amacıyla Cadı Çarpıyor (1913) ve Şakavet-i Edebiyye kitaplarını kaleme almıştır.

 

Tercümeleri

İlk yazarlık yıllarında Fransızcadan çevirdiği altı eser bulunmaktadır (113 Numaralı Cüzdan, Bir Kadının İntikamı, Batinyollu İhtiyar, Paris'de Bir Teehhül, Frederick ile Bernerette, Biçare Bakkal).

 

Diğer Eserleri

Tercüman-ı Hakikat gazetesindeki makalelerini topladığı Müntahabat-ı Hüseyin Rahmi, sohbet ve hatıralarını içeren Eti Senin Kemiği Benim ve Sanat ve Edebiyat kitaplarının yanı sıra mizahi ve hamasi şiir çalışmaları mevcuttur.

 

Eserlerinden Seçmeler

Mürebbiye

Dehri Efendi’nin konağına çocukların eğitimi için Fransız mürebbiyesi olarak giren fahişe Anjel’in konaktaki erkekleri (Şem’i, Amca Bey, Sadri) birbirine düşürmesi ve son sahnede dolabın içinden konak sahibi Dehri Efendi'nin çıkmasıyla yaşanan trajikomik çözülme anlatılır.

 

Metres

Hami Bey’in Fransız metresi Matmazel Parnas uğruna ailesini ve servetini felakete sürüklemesi, dostu Reyhan ile düelloya tutuşarak ölmesi aktarılır. Ayrıca Sinik filozof edalı sarhoş şair Revai Bey portresi sunulur.

 

Tesadüf

"Çardaklı Bakıcı" sahtekâr Nefise Hanım'ın saflıklarından yararlandığı kadınları soyup soğana çevirmesi ve Mail Bey'in Şöhret uğruna ailesini yıkıp sefâlete düşmesi işlenir.

 

Nimetşinas

Konakta evlatlık gibi büyütülen iffetli hizmetçi Neriman’ın, ev sahibi Nihad Bey’in kendisine olan tutkusunu reddederek ahlak dersi vermesi ve ailenin saadetini kurtarması hikâye edilir.

 

Şıpsevdi

Paris’ten dönen ve sahte alafrangalığı köşk halkına dayatmaya çalışan Meftun Bey ile tutucu ve aşırı cimri Kasım Efendi ailesinin çatışması anlatılır.

 

Gulyabani

Kocasından dul kalıp konağa hizmetçi giren Muhsine’nin, konaktaki kadınları cindarlık ve "Gulyabani" efsanesiyle korkutup mirasa konmak isteyen miras avcılarını (Şevki Bey ve çetesini) Hasan ile birlikte çökertmesi özetlenir.

 

Hakka Sığındık

I. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul'daki İspanyol nezlesi salgını, harp zenginlerinin sefahati ile halkın sefaleti ve Abdal Veli sahtekârlığı işlenir.

 

Efsuncu Baba

Binbirdirek'te iplik eğiren Agop ve Kirkor ile gömülü definenin peşine düşen Ebulfazl Enveri'nin tılsım macerası aktarılır.

 

Ölüm Bir Kurtuluş mudur?

İntiharları önlemek amacıyla muayenehane açan Dr. Nusret Hulki Bey ile "Halık Oğlu Halık" imzalı Adil Cevri Bey ve diğer hastalarının diyalogları yer alır.

 

Deli Filozof

Her olayı felsefi doktrinlerle açıklayan Deli Filozof (Hikmetullah Efendi) ve çocuklarının karıştığı trajik aile faciası ele alınır.

 

Hikâyeleri

Ecir ve Sabır

Çocuğu ölen Behiye Hanım’a taziye ziyaretine gelen komşuların yersiz tesellileri ve "ecir ve sabır" baskısıyla kadının heder olması, annesi Şekure Hanım'ın taziye gelenleri sopayla dövüp tımarhanelik olması anlatılır.

 

Misafir

İzzet Efendi'nin evine yerleşip 19 gün boyunca gitmek bilmeyen, içki içip evi tüketen yüzsüz Halil Efendi ve ailesinin durumu mizahi dille anlatılır.

 

Tiyatroları

Kadın Erkekleşince

Çalışıp para kazandığı için "erkekleşen" Nebahat ile kocasının ev içi rol çatışması ve ihmalleri yüzünden bebeklerini kaybetmeleri dramı sunulur.

 

Tenkidleri

Cadı Çarpıyor

Şehabeddin Süleyman'ın Cadı romanına yönelttiği eleştirilere Hüseyin Rahmi’nin halk edebiyatı savunusuyla verdiği sert yanıt yer alır.

 

Mektupları

Refik Ahmet Sevengil'e, yeğeni Safder Hanım'a ve kitapçı İbrahim Hilmi Bey'e yazdığı mektuplarda edebiyat başarısının ilkelerini, sanat duruşunu ve yaşlılık günlerini paylaşır.

 

Makaleleri

Şimdiki San'at ve San'atkar

Sanatın iktisadi kriz ve tüketim çarkında bozulması, gazete tefrikalarının durumu incelenir.

 

Roman Nasıl Yazılır?

Zola, Hugo, Stendhal, Balzac ve Claude Farrere’in roman tekniklerinin değerlendirmesi yapılır.

 

Röportajları

Edebiyatımız Hakkında Hüseyin Rahmi Bey Ne Diyor? (Kenan Hulusi)

Üslupçuluk, Edebiyat-ı Cedide, sevdiği yazarlar ve roman tekniği tartışılır.

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar ile Görüştüm! (Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu)

Heybeliada'daki köşk görüşmesi, Türkçe dili, gelenek ve realist tutum üzerine sohbet aktarılır.

 

Hakkında Yazılanlar

Üstad Hüseyin Rahmi

(Fırça, sayı: 9, Şubat 1936)

Bekârlığı ve topluma babalık eden edebi yönü mizahi dille anlatılır.

 

Hüseyin Rahmi (B. Fahri)

Hüseyin Rahmi’nin Türk romanının babası olduğu ve dil zenginliği vurgulanır.

 

Kalemin Matemi (Ruşen Cevat Ulunay)

Üstadın vefatının Türk edebiyatındaki büyük kaybı dile getirilir.

 

Hüseyin Rahmi (Nizamettin Nazif)

Hüseyin Rahmi’nin unutulmaz hafızası, İstanbul tarihçiliği ve azmi övülür.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder