20 Aralık 2012 Perşembe

Genel Dilbilim


Ünite 1

Dil ve Dilbilim
Dil bilmek, algılanan bir iletinin içeriğini anlayabilmek ve dinleyiciler tarafından anlaşılabilen bir iletiyi oluşturabilmektir. Bir dilin dilbilgisi dört ana bileşenden oluşur: sesbilim, biçimbilim, sözdizimi ve anlambilim.  
Sesbilim, dilde bulunan ses birimlerinin niteliği, dağılımı ve birleşimlerini belirleyen kuralları içerir.
Biçimbilim, sözcüklerin yapısı, en küçük anlam birimleri olan biçimbirimlerin özellikleri, dağılımı ve birleşimlerini belirleyen kuralları içerir.
Sözdizim, tümce yapısını belirleyen birim ve bunların dağılımını ve birleşimlerini belirleyen kuralları içerir.
Anlambilim, dilin anlam yapısını inceler.

Sesbilim
Diller birbirlerinden sesbirimlerinin sayısı bakımından büyük farklılıklar gösterirler. Afrika’da konuşulan !xoö dilinin 122 ünsüzü vardır. Rotokasta dilinde ise sadece 6 ünsüz vardır.

Sözcük Bilgisi
Sözcüklerin biçimleri ile anlamları arasındaki ilişki rastlantısaldır (ben buna katılmıyorum). Dillerde rastlantısal ve uzlaşımsal olmayan sözcükler de bulunmaktadır; bunlar genellikle doğada bulunan seslere benzeyen ses simgesel sözcüklerdir (hışırdamak, havlamak…). 

Tümce bilgisi
En küçük anlamlı birimlere biçimbirim denir.
[ [Bütün çocuklar] evlerinde [ders çalışıyor] ].
Bütün çocuklar, sözcükleri birbiri ile birleşerek adöbeği (AdÖ) oluşturmuş. Ders ve çalış sözcükleri de birleşerek eylem öbeğini (EylÖ) oluşturmuş. Eylem öbeğinin bir de yer gösteren belirteci bulunmaktadır. Bu örnek cümle AdÖ + EylÖ birleşimi ile oluşmuştur.
Dili oluşturan yapısal birimler ve bunların düzeyleri
Tümce <- Öbekler <- Sözcükler <- Biçimbirimler <- Sesler
Cümle (/tümce) yapısı özyineleyicidir (bu ne demekse !!!). Cümlelerin içerisindeki yancümlelerin sayısı sonsuzdur (bunu şu şekilde söylemek gerekir, anlamlı bir ifadenin alternatif anlatımlarının imkânı sınırsızdır.
Ben bilirim -> cümle
Ben (her haltı) bilirim -> içe yerleştirilmiş bir cümle…

Anlambilim
Anadilini konuşan bir kimsenin dile dair içselleştirmiş olduğu bilgi o kişinin dil yetisini oluşturur. Uygulamada zaman zaman sorunlar yaşanabilir (stres, melankoli gibi psikolojik nedenler), dil yetisine sahip birinin belli koşullarda kendini ifade edecek sözcük bulamama durumu tamamen dil edimiyle ilgili bir konudur, sorun dil yetisinde aranmaz.

Betimlemeli Dilbilgisi
Anadilini konuşan bir kimsenin konuştuğu dile dair içselleştirdiği bilgiyi kapsar. Betimlemeli dilbilgisi şunları kapsar;
Sözcük oluşturmak için o dilde bulunan seslerin birleştirilmesinde etkin olan ses kuralları (sesbilim).
Sözcüklerin iç yapısını belirleyen kuralları içeren biçimbilim.
Sözcüklerin birleşerek öbek oluşturmasını ve öbeklerin birleşerek tümce oluşturmalarında etkin olan ses kuralları içeren sözdizim.
Sözcüksel ve tümcesel düzeylerde anlamı belirleyen kuralları içeren anlambilim.

Kuralcı Dilbilgisi
Dilde bulunan bazı yapıların ses ve /veya anlam akışını bozduğunu öne süren yaklaşımdır (devrik cümleler buna örnektir).

Öğretici Dilbilgisi
Dili, başka bir dili bilen insanların da konuşabilmesi / öğrenebilmesi için gerekli olan bilgileri kapsar.

Dil Evrenselleri
Genel birbirlerinden çokça farklılıklar gösteren diller arasındaki benzerlikleri kapsar. Bütün dillerin yapısında ünlü ve ünsüz seslerin olması gibi (aman ne evrensellik). Sesler dışında sözcükler arasındaki kurallar dilin kendine özgü yapısı ve kurallarını bilmeyi gerektirir.

Dil Edinimi
Çocukların ana dillerini içselleştirme süreçlerine dil edinimi denir.

Dilbilim Nedir
Dilin özellikleri ve nitelikleri hakkında çalışmalar yapan bilim dalıdır. Kuramsal dilbilim, dildeki yapıları ve özellikleri belli kural tanımları yaparak açıklamaya çalışır. Artzamanlı dilbilim, bir dilin tarih içindeki evrelerini inceler. Dillerin hangi dil ailelerine ait oldukları da araştırma konuları arasındadır. Dil ailelerini incelerken birçok dilin doğmasına sebep olan ana dil’i tespit etmeyi hedefler. Bunu başarabilmek için dil ailesi içindeki diller arasında karşılaştırmalı incelemeler yapar. Toplumdilbilim, bir dilin günlük kullanımını inceler. Dili konuşan insanların yaşları, cinsiyetleri, eğitim durumları kullanılan dil yapısını belirleyen değişkenlerdir. Bir toplumda yöresel dil farklılıklarını da inceleyen tolumdilbilim, bölgesel ve yöresel farklılıkları dikkate alarak dil atlası oluşturmaya çalışır. Uygulamalı dilbilim, ikinci bir dil öğrenimi için etkili olabilecek yöntemleri araştırır. 

İşaret Dilleri
İşaret dillerinin dilbilgisi kuralları aynı toplumda konuşulan dilin kurallarıyla aynı olmaz. İşaret dillerinin kendilerine özgü kuralları vardır.


Ünite 2

Biçimbilim 1: Sözcük
Biçimbilim, sözcüklerin içyapısını ve bunları gerçekleştiren kuralları inceler.
Dilbilimde bir dildeki dilbilgisi dışı yapılar (*) işareti ile gösterilir.

Sözcük Tanımada Kullanılan Ölçütler
Anlamsal Ölçüt: …bir anlam öğesi olarak sözcük… Ses anlam eşleşmelerini temel alır (Vygotsky). Bu görüşe göre bir ses dizilimi ancak anlamı varsa sözcük olarak kabul edilebilir. Bu genelleme anlamlı bütün dizilimleri sözcük olarak kabul ettiği için kullanışlı değildir.
Sesbilimsel Ölçüt: Sözcüklerin söyleniş özelliklerini dikkate alır. Konuşmada sözcüklerin olası duraklamalara ayrılabileceği savıyla aynı çizgidedir. Ses zincirleri içindeki duraklama noktaları sözcük sınırlarını belirleyen ayırıcılardır.
Bir başka sözdizimsel yöntem de yerine koyma işlemidir.

Sözlük, Sözlükbirim, Sözcükbiçim
Nedensizlik; dilde ses ve anlam arasındaki bağın rastlantısal olduğunu gösteren ilkedir. Dilbilimdeki bir sözlük maddesinin sözlükte listelenmeyen değişik biçimleri (çocuk/ çocuğu, çocuğa, çocuklar vs.) sözcükbiçim, sözlük maddesinin kendisi de sözlükbirim olarak tanımlanmaktadır.
Türkçede isimler için sayı ve durum bilgisi veren 12 sözcükbiçim mevcuttur.
Sözlükbirim: Deniz
Yalın durum: Deniz / çoğul- denizler
Belirtme durumu: Denizi / çoğul- denizleri
Yönelme durumu: Denize / çoğul- denizlere
 Kalma durumu: Denizde / çoğul- denizlerde
Çıkma durumu: Denizden / çoğul- denizlerden
Tamlayan durumu: Denizin / çoğul- denizlerin

Biçimbilimsel Süreçler
Çekimsel ve Sözlüksel Biçimbilim
Aynı sözlükbirimin farklı biçimlerini ortaya çıkaran süreçlere çekimsel biçimbilim denilmektedir.


Ünite 2

Sözcük Yapısı
Sözcüklerin yapıtaşlarını oluşturan biçimbirimlere sözcüğün atomları da denir.

Biçimbirim Türleri
Biçimbirimler duruşları bakımından bağımlı ve bağımsız olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bağımlı biçimbirimler ek, bağımsız biçimbirimler sözcük olarak ortaya çıkarlar.
Bağımsız biçimbirimler anlamlarına göre sözlüksel ve dilbilgisel olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Türetimsel ve Çekimsel Biçimbirimler
Bağımlı biçimbirimler anlam ve görevlerine göre türetim ve çekim eki olmak üzere ikiye ayrılırlar. Çekim ekleri eklendiği sözcüğün cümle içindeki konumu ve dilbilgisel görevine göre seçilir. Türetim ekleri ise dilbilgisel koşullara bağlı değildir.

Biçimbirimlerde Sıralama

Altbiçimlik: Biçimbirimlerin Gerçeklik Kazanması
Bir biçimbirim ile kendisini gerçekleştiren değişkeleri arasındaki ilişkiye altbiçimlilik, biçimbirimi gerçekleştiren somut yapılara biçim, değişkenlerin oluşturduğu guruba altbiçim kümesi, bu kümenin her bir üyesine de altbiçim adı verilir.

Altbiçimliği Doğuran Süreçler
Sesbilimsel Koşullanma
Sesbilimsel koşullanma altbiçimin sesbilim kuralları tarafından yönetildiği durumdur.
Dilbilgisel / Biçimbilimsel Koşullanma, altbiçimin dilbilgisi kuralları tarafından yönetilmesi durumudur.
Sözcüksel Koşullanma, altbiçimin sözcüklerin anlam özellikleri tarafından yönetilmesi durumudur.
Diğer Biçimbilimsel Süreçler (Ünlü değişimi, sıfır biçim, boş biçimler, alaşım biçimler)


Ünite 4

Sözlüksel Biçimbilim


Birleştirme, anadil konuşucuları tarafından kullanılan bir sözcük yapma yoludur. Birleştirme yapılırken ifade edilmek istenen kavaramı merkeze alarak sözcük seçimi yaparız. Tencere = basit bir sözcüktür, karıştırıcı sözcüğü ise karmaşık sözcük olarak adlandırılır(yapı ve anlam bakımından birden fazla öğeyi içerdiği için böyledir). Sözcük yapma sürecinde ekleme, yaygın olarak yalın ve genel anlamlar ifade etme eğilimi sonucunda oluşur/ortaya çıkar.

Türetme
Eklemeli Türetme: Yalın sözcüklere türetim ekleri ilave edilerek karmaşık sözcükler oluşturma sürecidir. Bu süreçler önek, içek ve sonekler kullanılarak önekleme, içekleme ve sonekleme şeklinde kategorize edilir. Sapir, diller arasındaki evrensel eğilimin sonekleme olduğunu belirtir. İçek kullanan diller yok denecek kadar azdır. Türkçede addan ad, addan eylem, eylemden ad ve eylemden eylem yapan dört gurup yapım eki vardır.
Addan ad yapanlar: [-LIK] kitap-lık, kalem-lik [-CA] kadın-ca, erkek-çe
Addan eylem yapanlar: [-LA] av-la, belge-le, kutu-la [-AL] dar-al, düz-el
Eylemden ad yapanlar: [-(I)m] al-ım, giy-im, doğ-um
Eylemden eylem yapanlar: [-ALA] kov-ala, eş-ele

Tabanın sesbilimsel özelliklerinin yanı sıra biçimbilimsel özellikleri de ek seçiminde belirleyici olabilir: İngilizcede –ity eki yalnızca Latince kökenli tabanları ister (lubricity, felicity).

Tıkama kuralı: Dilde karşılığı bulunan kavram için yeni bir sözcük türetilmez (“çalıcı” demeyiz çünkü “hırsız” sözcüğü kullanımdadır).

Kısaltma: Kısaltma süreçlerinden olan kırpma ve kısaltma çok heceli sözcüklerin teke indirgenmesi olarak tanımlanabilir. Telephone / Phone, TBMM vs.
Karma sözcükler genellikle iki sözcükten birincinin ilk ve ikincinin son parçalarının bir araya gelmesiyle oluşturulurlar (fanzin / fantezi + magazin).
Sözcük yapma süreçlerinde türetimin yönü genellikle basitten karmaşığa doğru ilerlerken, gerioluşum bunun ters çevrildiği bir süreçtir. Gerioluşum, tabanı türevden büyük olan sözcük yapma sürecidir. Türkçede bir iki istisna dışında işlek olmayan bir süreçtir.

Birleşme: Bağımsız anlamları olan sözcükleri ortak bir anlama katkı sağlamaları amacıyla bir araya getirmektir (baş-rol, büyük-anne, gel-git… gibi). Birleşmelerde anlamca birliğin temelini oluşturan sözcüğe (baş) denir (büyük(anne), balık(adam)).

Bileşikler: Yalnızca baş öğesinin dilbilgisel kimliği olan ve niteleyiciler ya da çekim ulamlarıyla uyarılamayan ve tek sözcük vurgusuyla sesletilen iki ya da daha fazla bağımsız biçimden oluşurlar.

Geçirimli sözcükler: Anlamı, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla ilişkilendirilebilen bileşiklerdir (büyükanne).
Geçirimsiz sözcükler: Anlamı, kendini oluşturan sözcüklerle hiçbir şekilde ilişkilendirilemeyen sözcüklerdir (kuşpalazı).

İçmerkezli bileşikler: İçmerkez derken baş öğesi içeren bileşikleri kast ediyor, bu bileşikler geçirimlidir.

Dışmerkezli bileşikler: Anlamları ya da sözlükler ulamları baş öğesine bağlı olarak belirlenemeyen bileşiklerdir.
Dil her zaman kendi kaynaklarını kullanarak sözcük üretmez. Bazen de başka dillerden sözcük alırlar. Buna ödünçleme diyoruz (Türkçeye girmiş çok sayıda yabancı kökenli sözcük vardır; şeker, ağa, sicim, lider vs). 








Ünite 5

Çekimsel Biçimbilim


Açık Küme Sözcükleri
Öğe sayısı birden fazla olan ve yeni öğeler kabul eden/alabilen sözcük kümelerine açık küme denir.

Ad: Somut ve somut anlamlara karşılık olarak kullanılabilirler. Adları anlam özelliklerine göre sınıflandırmak sağlıklı sonuç vermez (masa, sıra birer ad olduğu gibi sevgi ve şiddette ad olarak karşımıza çıkar).

Adsıl Çekim

A)    Sayı
Bazı dillerde bir adın yalın biçimde kullanılması tekilliğin göstergesi olmayabilir, bu durum genel sayı terimiyle açıklanmıştır. Türkçede de benzer kullanımlara rastlanır: “Türk genci bunlar gibi hippi olmamalı” cümlesinde görüldüğü gibi.

Türkçede nicellik katılabilen hemen her ad tekil-çoğul çekimine girebilir (kedi, kediler gibi). Buna karşılık sayısal belirleyicilerle kullanılan adlara çoğul eki getirilemez (kedi, kediler, iki kediler). Bunun da istisnaları vardır (yedi cüceler gibi).
Dillerde sayı bilgisi genel olarak çekim ekleriyle kodlanmakla birlikte bundan sapmalar olabilir.

B)    Cins
Adları sınıflara ayıran kategorilerden biridir. Eril-dişil, canlı-cansız gibi karşıtlıkları kodlamaya yarar. Türkçede doğal cinsi yansıtan sözcüksel biçimler (erkek, kadın, tavuk, horoz) ve cins anlamını kodlayan türetme ekleriyle yapılmış sözcükler (müdür, müdire) dışında dilbilgisel cins kategorisi yoktur.

C)    Durum
Bir adın bağımlı olduğu başla ilişkisini gösteren süreçtir. Dilbilgisel Durum: Özne nesne ve dolaylı tümleç olmak üzere temel dilbilgisel işlevleri yerine getiren adları belirtmek üzere kullanılır. Genel olarak özne ve nesne belirleme biçimlerinden en yaygın olanları yalın-belirtme (o gitti, hanım geldi) ve özegeçişli-yalın sistemlerdir (bana döndü, anne babayı gördü). Dolaylı tümleç konumundaki adlar bazı dillerde ilgeçler, bazılarında da durum eki ile gösterilirler. Eğik durumlar: Adların eylemlerle anlamsal bağını gösteren durumlardır. Eylemin yönünü, eylemin gösterdiği hareketin yeri ve kaynağını gösterebilirler.

D)    Uyum
Tümcedeki iki öğe arasındaki yapısal ve anlamsal uyuşmayı ifade eden kategoridir. Adlarda iyelik ekleri biçiminde ortaya çıkarlar.

Eylemcil Çekim
Anlam özellikleri bakımından hareket, süreç ve durum bildiren sözcükler eylemlerdir. Anlamlarına bakılarak kategorize edilmeleri sağlıklı sonuç vermediği için biçimbilimsel özelliklerine göre kategorize edilirler.

A)    Zaman
Eylem zamanının dilbilgiselleşmesi olarak tanımlanabilir. Dilbilgisel zaman eylemin konuşma anına göre önce, sonra ya da o anda gerçekleştiğini belirtmek üzere geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç bölümde ifade edilir. Bu durum tüm diller için geçerli değildir. Bir cümle içinde eylem zamanını belirlemek için gönderim zamanı kullanılabilir (erken kalktım, kahvemi hazırladım, bir şeyler atıştırıp evden ayrıldım). Cümledeki eylemlerin zamanı birinci öbekteki “erken kalktım” ifadesi içerisinde belirtilmiş ve diğer eylemler buradaki zamana göre konumlandırılmıştır. Bu tür konumlandırmalara görece zaman denmektedir (zaman yönlendiren bir öbek kullanılmayan basit cümleler için yalın zaman ifadesi kullanılır).

B)    Görünüş
Eylemin zamansal içyapısını ve nasıl gerçekleştiğini gösteren kategoridir. “Konuştu” ve “konuşuyordu” örneklerinde, her iki sözcükte konuşma zamanından önce gerçekleşen eylem anlatılmaktadır. Aynı eylemi iki farklı biçimde ifade etmeye imkân sağlayan kategori “görünüş” başlığı altında ele alınmaktadır. Eylemi ifade ederken durum ya da olayların bütünlüğünü anlatmak için bitmişlik(o yazı yazdı, masal anlatmış, filmi seyrettim), durum ve olayların parçalandığını ve yalnızca bir bölümünün devam etmekte olduğunu (ilerlemeli görünüş, masal anlatıyorum, hikâye anlatırdım) ya da sık sık yinelenmekte olduğunu (alışkanlık görünüşü) gösteren bakış açısının dilbilgisel karşılığı ise bitmemişlik(o yazı yazıyor) başlığı altında incelenir. Bitmişlik görünüşünün geçmiş zamanla sınırlandırılması yaygın bir durumdur. İki zaman noktası arasında bağ kuran bir alt kategoriye de tamamlık denmektedir; sonuç ile sonucu doğuran eylem arasında bağ kurulması yoluyla ortaya çıkar (“Süleyman’ı görebilir miyim” sorusuna “Süleyman okula gitti” cevabı tamamlık durumuna örnek olabilir). Sonuçlu tamamlık, eylemin sonuçlanamayacağının kesin olarak belirtildiği cümlelerde karşımıza çıkar (O gün Süleyman’ı göremedi, çünkü Süleyman okula gitmişti). Deneyimsel tamamlık, eylemin geçmiş zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğine cevap arayan sorularda karşımıza çıkar (Bu filmi seyrettin mi). Tümel tamamlık, eylemin belli bir zamandan bu yana devam ettiğini ifade eder (iki yıldır bu bölümde okuyoruz). Tümel tamamlıkta –(I)yor birimi muhakkak olmalıdır (sürekliliği ifade edebilmek için). Eylemin yakın zamanda gerçekleşmiş olduğunu ifade eden yeni, henüz, şimdi belirteçlerinin yer aldığı cümlelerle yakın geçmiş tamamlık örnekleri karşımıza çıkar (şimdi bitti).

C)    Kip
Kip, eyleme karşılık olarak konuşanın düşünce ve tutumunu yansıtan ifadelerdir. Eylemin gerçekliği değerlendirilirken, eylem gerçek dünyayla örtüştüğünde gerçek, gerçeklikle bağdaşmadığında gerçekdışı olarak sınıflandırılır.

1)      Bilgisellik Kipi
Anlatılan olayların gerçekliğine ilişkin anlatıcının düşüncesi olayın doğruluğu/kesinliği yönündeyse bu kip bilgisellik kipi olarak tanımlanır (-DI / yaz, al, verdi… gibi). Bilgisellik kipinin alt kategorisi kanıtlanabilirlik başlığını taşır. Doğrudan, birinci el ve dolaylı, ikinci el bilgi aktarımları biçiminde karşımıza çıkar. Bilgi aktarımı veriye dayalı, çıkarım ve duyuma dayalı aktarım (hearsay) olarak sınıflandırılır. Bilgisellik kipi mantıksal dayanağa ihtiyaç duymadığı durumlarda gereklilik (-mAlI) ve olasılık kiplerini kullanır.  

2)      Yükümlülük Kipi
Yükümlülük kipi, yaptırım gücü olan bir kaynaktan çıkışlıdır. Zorunluluk ve izin gibi iki alt kategorisi vardır. Yükümlülük ifadelerinin niyet, istek ve gönüllülükle ilgisi vardır. Zorunluluk = yapmalıyım, İzin = yapabilir miyim, Buyruk = yap/yapsın/yapsınlar, İstek = yapayım, Dilek = yapsa

3)      Özne Odaklı Kip
Konuşucuyla değil, öznenin kişiye özgü yaradılış özellikleri, yetenek ve nitelikleriyle ilgilidir. Gerçek dünya eylemleriyle ilgilidir. Yeterlilik = yapabilir, Niyet = yapmaz, Yaradılış = kedi bu, fareye dayanamaz.

Kip ve Zaman: Anlam içeriğinden ötürü gelecek kavramı, geçmiş ve şimdiyle kıyaslandığında belirsizliğe mahkûm kalır. Kiplerle ifade edilen durumlarda olduğu gibi geleceğe yönelik ifadelerde de gerçekleşmemiş durumlar söz konusu olduğu için bu ikisi (kipler ve gelecek zaman ifadeleri) birlikte ele alınırlar.

D)    Çatı
Eylemin gerçekleşmesinde katılımcıların eylemle ilişkisini belirleyen işlevleri vardır. Özne ve tümleç olarak sınıflandırılan bu katılımcılardan tümleçler, dolaylı ve dolaysız olmak üzere ikiye ayrılırlar. Özneler = eden, 

Dolaylı tümleç = hedef, Dolaysız tümleç = etkilenen rolünü üstlenir.

Etken/Edilgen Çatı: Yüklemin belirttiği işin özne tarafından yapıldığını gösteren, ek almamış yalın eylemlerdir. Etken yapının öznesi eden/algılayan, edilgen yapının öznesi ise etkilenen rolünü üstlenir. Edilgen çatı eylemin temel üyelerini azaltan bir yapıdır. Geçişli eylemlerle yapılan ve öznesinin bir göstergesi olan çatılara edenli edilgen, geçişsiz eylemlerle yapılan ancak öznesinin göstergesi olmayan çatılara edensiz edilgen denir.

Etken/İşteş Çatı: İki öznenin etken yapılı bir eylemin görevini paylaşmaları yoluyla ortaya çıkan yapılardır (Ali Ayşe’yi buldu / Ali ve Ayşe buluştular).

Etken/Dönüşlü Çatı: Genellikle geçişli eylemlerde karşımıza çıkar. Dönüşlü çatıda özne ve nesne özdeştir. Eylem öze tarafından nesneye aktarılır (Çocuk yıkandı).

Edilgen/İşteş/Dönüşlü Bağıntısı: Pek çok dilde aynı ekin bu üç yapıda da kullanılmasından dolayı böyle bir başlık gerekli oldu. Türkçede de “Hasta yıkandı” ifadesi hem edilgen çatı hem de dönüşlü çatı görünümüne sahiptir.

Etken/Ettirgen Çatı: Ettirgen çatılar eylemin üyelerini kalabalıklaştırırlar (Fehim inandı / Karısı Fehim’i inandırdı). Eylemin temel üyelerini arttıran ettirgen çatı, sebep olma, yardım etme ve izin verme anlamlarını gerekirse yinelemeli olarak kodlayan yapılardır. Görüntüsellik; dilsel gösterge ile göndergesi arasında fiziksel bir bağın varlığını işaret eden durumdur.

E)    Uyum
Cümle içindeki öğelerin anlamsal özellikleri arasındaki uyuşmayı işaret eden bir kategoridir. Türkçede eylemler özneyle kişi ve sayı bakımından uyumlu olmak zorundadırlar, aksi yapıdaki cümleler dilbilgisi dışıdır.

Sıfat ve Belirteçler
Derecelendirilebilen (nicel olabilen) özellikleri belirten ad öbeklerinde adın niteleyeni, eylem öbekleri içinde de yüklemcil olarak işlev gören sözcüklerdir. Türkçede çekim eki almazlar. Diğer dillerin pek çoğunda karşılaştırma sürecinde çekime girerler. Türkçede sıfatlar ad olarak kullanılabildikleri için adların aldığı çekimleri alabilirler (büyük-ler, büyük-ler-den, büyük-ler-in…). Zarflaşarak eylemleri niteleyebilirler (hızlı konuştu, çabuk yürüdü).

Kapalı küme sözcükleri
Kapalı küme, öğeleri sınırlı ya da değişmez olan sözcük kümeleridir. Ve, ile, ama gibi bağlaçların çoğunlukla genel olarak çekime girmedikleri için farklı biçimleri yoktur. İlgeçler de genel olarak çekime girmezler. Ad yerine geçebilen zamirler/adıllar adsıl çekime girerler (bu / bunlar, şu / şunlar).


Ünite 6

Sözdizim

Cümleyi oluşturan sözcük ve sözcük öbeklerinin sıralanış kurallarını inceler. Anadil konuşucuları kurallı bir cümle kurabilse de bunun formülünü açıklayamayabilirler. Her anadil konuşucusunun cümle yapılarıyla ilgili olarak konuştuğu dile dair sahip olduğu sezgisel bilgiye Chomsky edinç adını vermiştir (Edinç = soyut, sezgisel/bilişsel dilbilgisi). Edim = Edince dayalı cümle üretimidir (konuşma hali). Edinç hatasız olduğu halde edim hatalı olabilir. Chomsky’nin önermeleri Saussure’ün yeti ve söz ayrımına dayanır.

Dilbilgisi

Kuralcı Dilbilgisi: Ne şekilde konuşup yazmamız gerektiğine dair bilgileri içerir. “Bu istek, hiç şüphesiz başkanı Eisenhower’ın da kulağına erişmiş olmalıdır” cümlesinde “hiç şüphesiz” kesinlik bildirirken “olmalıdır” ifadesi olasılık bildirmektedir. Aynı cümle içinde bu iki farklı yargı hükmü, anlam bulanıklığına sebep olmaktadır. Bu tespiti kuralcı dilbilgisi ortaya koyar. Kuralcı dilbilgisi, toplumda dil birliği sağlamada önemli role sahiptir. Kuralcı dilbilgisinde bilimsel yaklaşımda olan değil, gerçekte var olan incelenir. Kural koyucu olması nedeniyle bilimsel yaklaşımdan ayrılır.

Betimleyici Dilbilgisi: Dili kullanıldığı şekilde açıklamayı hedefleyen nesnel ve bilimsel yaklaşımdır. Doğru yanlış ayrımına gitmez ancak kurallı ve kuralsız yapı ayrımı yapar. (*) kuralsız cümle işaretidir. Betimleyici dilbilgisi kuralsız bir cümlenin neden dolayı hatalı olduğunu belirtmeye çalışır.
Dilbilimsel çözümlemede en az kuralla en fazla veriyi açıklamak esastır.
Gözlemsel Yeterlilik: Tümcelerin yapısal kurallarını çözümlemeye ilişkindir.
Betimsel Yeterlilik: Gözlemsel yeterlilik ilkesiyle ortaya konulanın açıklanması esası dayanır, tümceler hakkındaki sezgilerin de açıklanması gereklidir.
Açıklayıcı Yeterlilik: Diğer iki kategoriyi içeren bu fasıl, yapılan açıklamayı bir kuram çerçevesinde kavramsallaştırır.

Üretici Dilbilgisi: Az sayıda kural önererek sonsuz sayıda cümle üretimini önermeye çalışan yaklaşımdır. Teorik yapısı Chomsky’nin Logical Structure of Linguistic Theory adlı doktora tezine (kısa adı: Syntactic Structures) dayanır. Üretici dilbilgisi, konuşucunun ana diline ilişkin bilgisini ve dil kullanımını insan zihninin bir yansıması olarak görür. En üst hedefi insanların bilişsel süreçlerini modellemektir.  Bu yolda; insanlar anadillerini nasıl öğrenirler, anadilleri hakkındaki soyut bilgileri nelerdir ve bu soyut dilbilgisi nasıl kullanılır gibi sorulara cevap arar. Chomsky ve takipçileri insan bilişinde dile ilişkin bilginin doğuştan var olduğunu savunur.

Doğuştancılık ve Deneyselcilik
Chomsky’nin Platon ve Descartes etkisinde kalarak dil yetisinin doğuştan var olduğu tezini savunur (Platon, insanın sahip olduğu bilginin deneyimlediklerinden çok daha fazla olduğunun altını çizerek bilginin doğuştan kaynaklandığını savunur). Uyaran Yetersizliği: Çocukların duydukları dil verisine kıyasla dilleri hakkında çok daha fazla bilgiye sahipmişçesine konuşmaya başladıklarına dikkat çeker. İşlevselci yaklaşımda ise deneyimin önemi büyüktür.

Evrensel Dilbilgisi
Dil insan bilişinin bir ürünü ise dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların ortak özellikler paylaşması lazımdır. Bu ortaklıklara evrensel dilbilgisi adı verilir. Zekâ düzeyi ne olursa olsun her insan anadilini kısa sürede öğrenebilir. Demek ki dil edinimi diğer zekâ becerilerinden farklı bir bilişsel sürecin ürünüdür. Chomsky buna dil edinim düzeneği demiştir. Chomsky, sözdizimsel çözümleme yapılırken anlam düzleminin dışarıda tutulması gerektiğini söyleyerek işlevselcilerden ayrılır (kurallı olduğu halde anlamsız olabilen cümlelerin mümkün olması Chomsky’nin çıkış noktasıdır). Dil ediniminde doğuştan sahip olduğumuz (varsayılan) bilgi, evrensel dilbilgisi kategorisinde incelenmiştir.

Evrensel Dilbilgisinde İlke ve Değiştirgenler
İlkeler, her dilde karşımıza çıkan kaidelerdir. Değişkenler de farklılıkları işaret eder.
Kural Güdümlü Yapı İlkesi: Bütün dillerde sözcük yapıları belli kurallar dahilinde oluşur. Özyineleme İlkesi de bütün dilleri kapsar (bir sözcük öbeğinin içinde aynı sözcük öbeğinin örneklerinin yer alabilmesi durumu). İçeyerleştirme İlkesi ise bir cümlenin başka bir cümleyi içerisinde barındırabilmesi durumudur. Adıl Düşürme Değiştirgeni: Türkçe, Arapça ve İspanyolca gizli özne kullanımına imkân veren dillerdir. Aynı özneden söz eden anlatımlarda arka arkaya özneyi belirtmek Türkçe anlatımda doğru bir kullanım değildir, bu nedenle gizli özne kullanılır. Gizli özne kullanımı da kurallıdır. Söz Dizilimi Değiştirgeni: Türkçe sözcükler durum eki almak bakımından çok işlektirler bu nedenle söz dizilimine bakarak anlam örgüsünü çözümlemek yeterli değildir. Belli anlamı olan söz dizilimi içerisinde sözcüklerin yerlerini değiştirerek aynı anlamı ifade edebilme olanaklarımız vardır (Ali eve geliyor / Ali geliyor eve). Ek almayan söz dizilimlerinde aynı işleklik geçerli değildir (Sağlık mutluluk getirir / mutluluk sağlık getirir). Türkçede yüklemden sonra gelen hiçbir öğe vurgu almaz. Soru sözcükleri taşıyan öbekler yüklemden sonra gelmez. Belirtisiz ad öbekleri yüklemden sonra yer alamaz. Türkçede de söz dizilişindeki işleklik kurallıdır.


Ünite 7

Cümle ve Cümlenin İç Yapısı: Sözcük ve Öbekler

Dilbilimde bir dilin sözcük varlığına (buna anadilini konuşanların içsel/zihinsel sözcük dağarcığı da dahildir) sözlükçe denir. Sözlükçe, sözcüklerin yapı, anlam ve ses özelliklerinin envanteridir. Yanulamlama: Bazı sözcükler öbek oluşturmak için başka öğelere ihtiyaç duyarlar (eylem ve ilgeçler gibi). Yanulamlama buna anlatmak için kullanılan bir kategoridir.

Cümle için geçerli bir tanım olarak özne ve yüklemden oluşan yapılardır önermesini kabul ediyoruz. Özne, cümle içinde hakkında konuşulan varlık, kavram ya da kişidir. Eylemin muhatabına özne denir (edici sözcüğüyle de buna işaret ediyoruz). Özne, yüklemin işaret ettiği eylemden etkilenen, o eylemi deneyimleyen olarak da karşımıza çıkabilir. Özne, cümle içinde her zaman yalın ad durumunda karşımıza çıkar. Yükleme sorulan (kim ve ne) soruları özneyi işaret eder.
Yüklem her zaman bir eylem(iş, oluş, hareket, durum) içerir. Yüklem, genel olarak cümlede özneden sonraki bölüm olarak kabul edilebilir.

Cümlenin öğelerini bulmak için, cümle içinde öğenin yerine başka ek, sözcük ya da sözcük gurubu yerleştirebiliriz. Bunun dışında, cümle içindeki öbeklerin yerini değiştirebilir. Öbekler yer değiştirirken öbeği oluşturan elemanların tamamı birlikte yer değiştirmelidir, aksi halde bozuk/devrik yapılar ortaya çıkar. Üçüncü yöntem ise eksiltmedir (cümlenin içindeki öbeği dışarıda tutmak).

Öğe Ayrıştırma ve Çözümleme
Şema ile cümleyi öğelerine ayırırsak karşımıza ağaç yapısı çıkar. Budaklar cümlenin öğelerinin ne olduğunu dallar ise öğelere karşılık gelen sözcükleri gösterir. Şema yerine parantezleri içinde öğeleri gösteremeye çalışırsak cümlenin kendisinden daha karmaşık bir sonuca ulaşırız ki böylece müfredatı hazırlayan memurların yüzünde gülücükler açar. Örnek cümlemiz; “Ahmet keki pişirdi” cümlesidir.

T = Cümle,
AÖ = Ad öbeği (“Ahmet” ve “keki” sözcükleri ad öbeğidir)
EÖ = Eylem öbeği (“keki pişirdi” ifadesi eylem öbeğidir)
E = Eylem (“pişirdi” eylemdir)
[T [AÖ1 / Ahmet] [EÖ / [AÖ2 keki] [E / pişirdi ]]]

Öbekler ve Öğeleri
Öbekler birden fazla sözcükten oluşabilirler. Öbek kurucu rolündeki merkezi sözcüğe “baş” denir. Evrensel ilke olarak “baş” öbekte başta ya da sonda yer alır (bunu da baş yönü ilkesi adıyla kategorize ediyoruz). Türkçe eylem-sonlu ve baş sonlu bir dildir (“baş” her zaman öbeğin sonundadır). Bunun yanında, öbekler içmerkezlidir. Baş hangi sözcük türünde ise öbeğin üst başlığı sözcük türünün adıyla anılır (baş, ilgeçse / ilgeç öbeği, ad ise / ad öbeği adını alır). Bir öbek, tek bir sözcükten oluşabilir, sözcük “baş” olarak adlandırılır ve öbek buna göre adlandırılır (cümlenin öğeleri tasnif edilirken özne olan adlar her zaman ad öbeği olarak kategorize edilirler).

Tümleç: Baş olarak karşımıza çıkan sözcüğün öbek oluşturmak için zorunlu olarak aldığı eklerdir (yanulamla). Tümleçler “ne” sorusuna yanıt verir. Tümleç, belli bir kelime gurubunu işaret etmez, öbekteki sözcüğün doğru anlamı ifade edebilmesi için gerekli gördüğü sözcük, tümleç görevini üstlenir, dolayısıyla “baş”, tümleci yönetir (Chomsky’nin yönetim-bağlama kuramı bunu söylemiş). Tümleçleri diğer eklentilerden ayıran belirgin özellik, tümlecin öbeğin diğer sözcüğüyle olan anlamsal ve yapısal bağlantısıdır. Tümleç, öbekten atılırsa, öbeğin anlamı bozulur veya tamamen değişir(kitaba yazdı / yazdı). Diğer eklentilerde ise, öbeğin bir parçası dışarıda bırakılırsa anlam bozulmaz (kırmızı gömlek / gömlek). Tümleçleri bulmak için yükleme –e, -de, -den ve/veya hal ekleri almış sorular sorular sorarız, sorulan sorunun aldığı ekle uyumlu bir cevap çıkmışsa karşımıza tümleci bulmuş oluruz (denize düşkün / neye düşkün sorusunun cevabı denize).
Tümleç işlevli sözcükler birbiri ardınca sıralanıp öbek oluşturamazlar, bu durumdaki öbekler eklentilerle yapılabilir.

Öbek Yapıları
Öbekler “baş” merkezli olduğu için başın sözcük türüne göre adlandırılırlar: Kırmızılı kadın / ad öbeği, senin için / ilgeç öbeği, çok akıllı / sıfat öbeği, kolayca / belirteç öbeği, karnını doyurdu / eylem öbeği.

Ad Öbeği: Başı ad olan her öbek ad öbeğidir. Cümle içinde özne, nesne, yüklem adı (yüklemcil), ilgeç nesnesi (bütün öğrenciler için), belirteç olarak görev alabilirler.
Belirleyici (tüm, bazı, kimi vs.): Bir adın niceliğini, belirtili ya da belirtisiz olduğunu gösteren niteleyicilere denir. Sıfatların alt kategorisi olarak kabul edilirler. Her zaman sıfatlardan önce kullanılırlar (bütün güzel şehirler). Birden fazla belirleyicinin kullanıldığı durumlarda öncelikle tamlayan adılı sonra niceleyici daha sonra ortaç ve son olarak sıfat öbeği söylenir/yazılır (“Benim bütün yeni aldığım güzel gümüş yüzüklerim” ifadesinde (ifadenin tamamı ad öbeğidir) “benim” ve “bütün” sözcükleri belirleyicidir).

İlgeç Öbeği: İlgeç (edat) tek başına anlamı olmayan ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında anlam ifade eden sözcüklerdir (gibi, için, ile, kadar, göre, beri, değin, dolayı, dek, denli). Çekim eki aldıkları takdirde adlaşırlar. İlgeçler zorunlu öğe olarak bir AÖ ya da ad tümceciği seçen sözcüklerdir. Cümledeki başka bir öbekle anlamsal ilişkiyi işaret eder. Başın sonda yer aldığı Türkçe ve benzer dillerde öbeğin sonunda(sonilgeç), başın öbeğin ilk öğesi olduğu İngilizce gibi dillerde ise öbeğin önünde yer alır (önilgeç). Lewis, ilgeçleri birincil ve ikincil şeklinde iki alt kategoriye ayırır: Birincil ilgeçler, nesnelerine durum eki atayan ilgeçlerdir. İkincil ilgeçler ise, ad kökenli olan ve adın durumlarını alan ilgeç gibi davranan sözcüklerdir. Ad niteleyicisi olarak kullanılan ilgeç mutlaka (-ki) sıfat ekiyle birlikte yazılır, dolayısıyla sıfatlaştır (nehrin karşısındaki pastane).

Sıfat Öbeği: Sıfat öbekleri sözdizimsel olarak iki ayrı şekilde kullanılır: a) Önad sıfat öbeği (niteledikleri addan önce kullanılırlar: çok akıllı adam, hızlı araba), b) Yüklemcil sıfat öbeği (o adam çok akıllıdır).

Belirteç Öbekleri: Belirteçler ağırlıkla fiilleri nitelerler(güzel ev ifadesinde güzel sözcüğü sıfattır, güzel görünüyor ifadesinde güzel sözcüğü zarftır). Belirteç gibi görev yapan sözcükler de mevcut olduğu için belirteç ve belirteçimsi ayrımı yapılmaktadır. Belirtecin ilgisi fiil ve fiilimsilerledir. Belirteci bulmak için fiile soru sormak gerekir. Belirteç öbeği bir başka belirteçle ilişkilendirilebilir (gayet güzel görünüyor ifadesinde gayet sözcüğü belirteçimsi, güzel ise belirteçtir). Cümleyi niteler durumdaki sözcükler belirteçimsi olarak görev yaparlar (yalnızca yeni öğrenciler geldi).

Eylem Öbeği: İş, oluş, hareket bildiren ve cümlenin yükleminde yer alan sözcük öbekleridir. Eylemin nesne ve öznesine üye adı verilir. Nesne yüklemin içinde olduğu için iç üye, özne yüklemin dışında olduğu için dış üyedir. “Nurcan öğretmen” ifadesinde olduğu gibi yüklemsiz gibi görünen cümlelerle karşılaşabiliriz. Bu tip cümlelerdeki görünmeyen eylemlere koşaç denir (koşaç = yüklemsiz cümlenin görünmeyen eylemi). Öznenin 3. tekil ya da çoğul kişi olduğu ve zamanın geniş zaman olduğu ifadelerde koşaç durumu gözlenebilir. Diğer durumlarda eylem, çekime girerek kendini gösterir (Nurcan öğretmendi). Koşaçlı cümlelerde –Dır eki sıkça karşımıza çıkar (dünya yuvarlaktır).


Ünite 8

Temel ve Karmaşık Tümce Yapısı

Bağımsız ve Bağımlı Tümce (cümle)
Özne ve yüklemi olan kurallı cümlelere bağımsız cümle denir. Yapı ve anlam açısından bir başka cümleye bağımlı olan cümlelere yan cümlecik (yan tümcecik) diyoruz. Yapı bakımından özerk olan ancak içerisinde en az bir yan cümlecik bulunduran yapılara ana cümle (ana tümce) diyoruz. Yan cümle = “Ahmet’in geldiğini” Ana cümle = “Ben Ahmet’in geldiğini biliyorum

Yalın cümle: Bir özne ve yüklemi olan basit, bağımsız cümlelerdir (Ali geldi).

Birleşik cümle: İki özerk cümlenin bir bağlaç ile bir araya gelmesiyle oluşan yapılardır (Ali geldi ve Ayşe’yi tebrik etti).

Karmaşık cümle: İçinde en az bir yan cümlecik bulunan yapılardır (Hasan, Ali’nin Ayşe’yi tebrik ettiğini öğrendi).

Tümleyici: Yan cümle oluşturmak amacıyla İngilizce, Farsça gibi (Hint-Avrupa dilleri) dillerde kullanılan bağımsız sözcüklerdir (that, who, which…). Türkçede ise yan cümlecik eylemine bitiştirilen –DIK / -mA gibi eklerle ortaya çıkar.
Yan cümlecikleri yapı ve işlevleri bakımından üç ayrı kategoride değerlendiriyoruz.

a)      Ad Cümlecikleri
Türkçede ad cümlecikleri yancümlenin eyleminin üzerinde –Dık, -(y)AcAk, -mA, -mAk, -(y)Iş gibi ekler kullanılarak elde edilir.
–Dık, -(y)AcAk, -mA ve –(y)Iş eklerinden biri eklendiğinde yancümle eyleminin köküne, yan özne yalın durumda kalamaz. Bunu nedeni yan cümledeki yüklemin eylemcil durum eki olan yalın durumu atamayışıdır. Dolayısıyla yancümle öznesi adcıl durum eki almak zorundadır. Ana cümledeki eylem yancümle ya da ad öbeğinin nesnesine durum eki atar (ses uyumu zorunluluğu nedeniyle böyle olması gerekiyor). Ad cümlecikleri (ad öbeklerine benzerler) cümle içinde özne, nesne, yüklem, ilgeç tamlayıcısı ve ad tamlayıcısı olarak görev alabilirler. Ad cümlecikleri özne, yüklem ve yüklemin içinde nesne varsa eylemi niteleyen belirteç barındırırlar. Bu özellikleriyle ad öbeklerinden ayrılırlar. Tümceciklerde eylemlerin eylem özelliklerini korumaları bu yapıların tümcecik özelliğini koruduklarını gösterir (eylem özelliğini yitirerek adlaşan yapılara ad öbeği diyoruz (pasta yapımı / ad öbeği, pasta yapması / ad cümleciği)). Ad cümleciğini ad öbeğinden ayıran bir diğer faktör, ad cümleciğindeki eylemin zaman belirteciyle nitelenebilmesidir (her gün pasta yapması = ad cümleciği / her gün pasta yapımı).

-mAk Eki alan Mastarlı Ad Cümlecikleri
“Yürümek insana iyi gelir” örnek cümlemiz bu, “yürümek” öğesinin cümlede belirtilmemiş bile olsa özne alabilecek durumda olduğunu görüyoruz (kim yürür, yürüdü gibi sorulara muhatap olabilir). Bundan dolayı ad cümleciği olarak değerlendirilir.
-mAk cümleciklerinde belirtilmeyen ama anlaşılan öznelere ADIL denir (özellikle büyük harfle gösterildiği unutulmamalı). ADIL, adıl ile farklılık gösterir: Gizli özne olan adıl, yalın cümlelerde ve yan cümlelerde bulunabilir, ADIL ise sadece yan cümlelerde bulunabilir. ADIL, ad cümleciklerinde sadece –mAK eki almış yapılarda bulunabilir. Çünkü –mAK ekli yapıların eyleminde özneye bağlı kişi ve sayı uyum ekleri bulunmaz.

-mAk Cümleciklerinin Öznesi: ADIL
“Ben her gün yüzmek istiyorum” cümlesinde “her gün yüzmek” ifadesi ad cümleciğidir. –mAk ekini alan yapılarda ad cümleciği ile ana cümlenin öznesi/ADILı aynıdır. “Ali yüzmekten keyif alır” cümlesinde “yüzmekten” ifadesi ad cümleciğidir ve ana cümlenin öznesiyle aynı özneyi ADIL olarak alır. 
Ana cümle ile ad cümleciğinin yani iki ad öbeğinin ayni kişi ya da varlığı işaret etmesi durumuna eş gönderim adını veriyoruz. Eş gönderim; ana cümlenin öznesiyle ad cümleciğinin ADILının aynı kişi ya da şey olması durumudur. Dilbilimde bu durum (i) işareti ile gösterilir. 
Özne denetleme: Ana cümledeki özne, ad cümleciğindeki ADIL öznesini denetleyerek eş gönderim yorumu sağlar. Eş gönderimin olduğu yerde, özne denetimi de vardır diyebiliriz. 
Yan cümlecikteki ADILın ana cümledeki nesne ile aynı kişi ya da şeyi işaret etmesi durumuna nesne denetleme adı verilir. Özne ve nesne denetleme yapılarının farkı, ana cümledeki eylemin yan ulamlama özelliklerinden kaynaklıdır. Geçişli eylemlerin bazıları nesne olarak sadece ad öbeği alırken bazıları ad cümleciği alırlar. Bazı eylemler ise hem AÖ hem de cümlecik alabilir. İste- eylemi hem AÖ hem de cümlecik yan ulamlayabilir. Denetim yapılarında ana cümle eyleminin sözcüksel anlamı ve yorumlama özelliklerinin yanı sıra ad cümleciğinin yapısı da önemlidir. Özne denetleme eylemleri duygu durum belirten eylemler ile çaba ve emek gösteren eylemlerdir (başar-, becer-, hatırla-, iste-,söz ver-, tercih et-, ısrar et-, unut- gibi). Nesne denetleme eylemleri ise izin verme ve yükümlülük gösteren (izin ver-, yasakla-, zorla- gibi) eylemlerdir. Olmak ek eylemiyle özne, etmek ek eylemiyle de nesne denetimi yapılabilmektedir. 
Denetim dışı ADILların yer aldığı yapılarda (“sigara içmek sağlıksızdır” ifadesinde “sigara içmek” cümleciğindeki ADIL belirsiz bir özneyle yapılanabileceği için denetim dışıdır) ADIL, soyut ADIL şeklinde adlandırılır. Ana cümlede özne varken ad cümleciğinin eylemi karşı olmak, desteklemek, ummak, savunmak gibi eylemler ise ADIL için denetim gerekmeyebilir, dolayısıyla yine soyut ADIL olarak kalır (ben kalabalıkta sigara içmeye karşıyım).

Olgu ve Devinim Cümlecikleri: Cümledeki eylem gerçekleşmiş ise (Ali kitabı getirdiğini unuttu) olgu cümleciği, eylem gerçekleşmemiş ise, sadece hareket ifade ediyorsa (Ali kitabı getirmeyi unuttu) devinim cümleciğidir. Ad cümleciklerinin olgu ya da devinim ifade ettiğini tespitte “gerçek” sözcüğünü örnek cümlede yüklem olarak kullanırız; sonuç kurallı bir cümle ise olgu ifade ediyordur, sonuç kuralsız bir cümle ise devinim cümleciğidir. Bir diğer yöntem doğru / yanlış yüklemi kullanılarak yapılan sınamadır.

Eklerin Diğer Dağılım Özellikleri: Bir cümlenin başkasına aktarımına dolaylı anlatım denir. Dolaylı aktarım olgusaldır, çünkü devinimi değil olguyu merak ederiz.
-mAk ve –mA yan cümleleri arasındaki fark; -mAk ekini alan cümlecik açık özne alamaz ama ana cümledeki özne ya da nesne tarafından denetlenir. –mA ekli cümleciklerde açık ad öbeği ya da adıl vardır ve bu adıl yüklemdeki kişi ve sayı uyumu ile işaretlenmiştir. Cümle içindeki iki ad öbeğinin farklı varlık/kişilere gönderim yapmasına ayrışık gönderim diyoruz.

Ortaçlar (sıfat cümlecikleri)
Sıfatlar gibi ortaçlar da adları nitelerler. “Sarı kazak” ifadesinde “sarı” sıfattır. “Dün aldığım kazak” ifadesinde “dün aldığım” ortaçtır. Ortaçlar adları nitelerler ve daima ad öbekleri içinde adın solunda yer alırlar.

Ortaç Oluşturma Yöntemleri: Ortaçlar, ad cümlecikleri gibi eyleme eklenen ek ile yan cümleciğe dönüştürülerek elde edilirler. –En ve –DIK, yaygın kullanılan ortaç ekleridirler şiir okuyan çocuk, çocuğun okuduğu şiir, çiçekleri kadına veren çocuk). Ortaçlar yaygınlıkla özneyi niteler.
Dilbilimde ortaçlarda bulunan bir özellik de zorunlu olan ve bir çizgi ( __ ) ile gösterilen boşluktur [ AÖ ( __ gülleri kadına veren) çocuk].
 Artık adıl: Sıfat cümleciği içinde nitelenen adın boş izi yerine kullanılan adıldır (bu kullanım Türkçede sadece ilgeç öbeğinde ilgeç tamlayanı olan ad öbeğindeki adıl için karşımıza çıkabilir, yaygın kullanımı Farsçada karşımıza çıkar). Türkçede “kendi” sözcüğü artık adıl olarak karşımıza çıkabilir (“kendisine göre akıllı olan insan”).
Türkçede mastarlı –mAK ve –mA ekiyle yapılmış ortaç bulunmaz. Mastar eki olan –mAk ile ortaç değil ad cümleciği oluşturulabilir. Ortacı bulmak için yükleme “hangi” sorusu sorulabilir, gelen cevap yüklemi niteler nitelikteyse ortaç ortaya çıkar).

Kısıtlayıcı ve Genişletici Ortaçlar
Kısıtlayıcı ortaçlar gönderimi çok geniş olan bir kümenin üyesini daraltmak için kullanılır (dün aldığım kitap çok güzel). Verilen örnekte çok genel bir başlık olan “kitap” kümesi “dün aldığım” ifadesiyle/ortacıyla sınırlanmıştır.
Genişletici ortaçlar ise belli bir adın farklı bir niteliğiyle birlikte ifade edildiği durumlarda ortaya çıkar (sınıfın en çalışkan öğrencisi olan Temel, aynı zamanda fıkra gibi bir insan).

Başsız Ortaçlar
Başsız ortaçlar, ad öbeklerinde baş olan adın açıkça bulunmadığı yapılarda karşımıza çıkar (acıkan doymam sanır, denize düşen yılana sarılır, beni arayan oldu mu).
Cümle içinde birden fazla niteleyici bulunabilir. Bu durumda kalıcı özelliği/niteliği ifade eden yapı nitelenen ada daha yakın olmak zorundadır, aksi durumda yapı bozulur, anlam belirsizliği olur.

Belirteç Cümlecikleri
Belirteç öbeklerinde olduğu gibi belirteç cümlecikleri de cümleyi ya da eylemi niteler. Niteleyiciler zorunlu öğe olmadıkları için cümleden atılabilirler. Belirteç cümlecikleri de ortaçlar gibi isteğe bağlı olarak kullanılır. Belirteç cümlecikleri zaman, koşul, tarz, neden-sonuç vs. anlamı taşır.
Yan cümlecikler ve özellikleri hakkında şema:



Kitap Bitti


1 yorum:

  1. 2.sınıf öğrencisiyiz.çok güzel bir çalışma gerçekten. bu siteyi arkadaşlarımızla da paylaşacağız. çalışmalarınızı yakından takip ediyoruz.

    YanıtlaSil