23 Nisan 2013 Salı

OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ II - Farsça

Osmanlı Türkçesi Grameri II / Farsça


OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ II

Ünite 1
Farsçada Kelime Yapımı: İsimler, Sıfatlar

Farsça eklemeli bir dildir. Farsçada sadece son eklerle değil ön eklerle de kelime türetilebilir.

Farsçada Yalın İsim ve Sıfatlar

Farsça Sayı İsimleri

يك yek / bir
دو dü / iki
سه se / üç
چهار çehar / dört
چار çar / dört
پنچ penç / beş
شش şeş / altı
هفت heft / yedi
هشت heşt / sekiz
نه nüh / dokuz
ده deh / on
بيست bist / yirmi
سى si / otuz
چهل çihil / kırk
پنجاه pencah / elli
شصت şast / altmış
شست şest / altmış
هفتاد heftad / yetmiş
هشتاد heştad / seksen
نود neved / doksan
صد sad / yüz
دوصد dü-sad / iki yüz
هزار hezar / bin

Farsça Sıra Sayıları
م +üm, می +ümî ve مين +ümîn ekleriyle teşkil edilir.
Bazıları şunlardır: يكم yeküm, نخست nuhust "birinci, ilk", دوم düvüm ~ ديم düyüm "ikinci", سوم sivüm ~ سيم siyüm "üçüncü", چهارم çehârum veya چهارمين çehârümîn "dördüncü",
پنجم pencum "beşinci", ششم şeşüm "altıncı", هفتم heftüm veya هفتمين heftümîn "yedinci",
هشتم heştüm "sekizinci", نهم nühüm "dokuzuncu", دهم dehüm "onuncu" vs.

Farsçada Kelime Yapımı
İsimden Türemiş İsimler
Türemiş isimler genellikle son eklerle teşkil olunmaktadır.

+gâh گاه :
Yer ve zaman isimleri yapımında kullanılır. Karargâh, şâmgâh (akşam vakti), bâmgâh (sabah vakti…
Bu ekin ince/muhaffef şekli olan +geh گه de aynı anlamda kelimeler türetir.   

+istân ستان :
Yer ve zaman isimlerinin yapımında kullanılır. Aruz kalıplarına uyması için +sitan şeklinde kullanıldığı da görülür.

+zâr زار :
Yer isimleri yapar. Lalezar, gülzar, mergzar (çayırlık, mera).

+kede كده :
Yer isimleri yapar. Ateşkede (Mecusilerin ibadet yeri), meykede (meyhane).

+sâr سار :
Yer isimleri yapar. Sengsar (taşlık), kûhsar (dağlık), nemeksar (tuzla).

 +dân  دان :
Âlet isimleri yapımında kullanılır. Daha çok nesnelerin konulduğu kapları ifade eder. Ateşdan (mangal), şemdan (mumluk), nemekdan (tuzluk).

+bân بان / +vân وان :
Meslek isimleri yapımında kullanılır. Bağban (bağcı), nigehban (gözcü, muhafız), sarban (deveci), derban (kapıcı).

+kâr كار , +gâr گار , +ger گر :
Bu ekler isimlere gelerek bir işi çokça yapanı veya meslek olarak yapanı ifade ederler. Türkçede bunları çoğu zaman +cı/+ci ekleriyle karşılarız: hilekâr, günahkâr, hudavendgâr (efendilik eden),dadger (adaletle hareket eden), zerger (altıncı, kuyumcu).

+çe چه :
Küçültme isimleri yapar. Türkçedeki +cık/+cik, +cağız/+ceğiz eklerine karşılık gelir: bağçe, nayçe (küçük ney), seraçe (küçük saray).

+î ى:
Bu ek muhtelif anlamlarda isimler teşkil eder.
Âlet edevat isimlerinden sonra gelerek o âleti yapanı ifade eder: palani (semerci), ramişi (çalgıcı).
İsim ve sıfat cinsinden kelimelerden oluş isimleri türetir. Merdi, maderi (analık), abadani (bayındırlık), hubi (güzellik), zişti (çirkinlik), ruzi (günlük).
Bu ek sonu a/e okunan he (٥) ile biten kelimelere getirildiğinde araya bir [g] sesi girer ve kelime sonundaki he (٥) yazılmaz: آسوده âsûde / آسودگى âsûdegî (rahatlık, dinlenmişlik).
درمانده dermânde / درماندگى dermândegî (acizlik).

İsimden Türemiş Sıfatlar

Ön Eklerle Yapılan Sıfatlar

بى / -:
Olumsuzluk ön ekidir. bî-baht “bahtsız”, bî-bedel “benzersiz”

نا / -:
Olumsuzluk ön ekidir. ناخوش / nâ-hoş “hoş olmayan”, نامرد / na-merd “mert olmayan, alçak”.

ب / be با / :
Eklendiği sözcüklere +lı/+li anlamlarını katar. بنام / be-nâm "namlı, بخرد / be-hıred "akıllı", باوقار / bâ-vekār "vekarlı".

هم / hem-:
Ortaklık, aynılık bildiren kelimeler yapar. hem-asr “asırdaş, çağdaş”, hem-fikr “fikirdeş, aynı fikirde olan”.

بر / ber-:
Kelimelere "üzere, üzeri" anlamlarını katan bu ön ek sıfat ve zarf işlevinde kelimeler türetir: برباد / ber-bâd "yele verilmiş, perişan", برجا / ber-câ "yerinde, uygun".

Bazı ön ekler (edatlar) daha çok zarf fonksiyonunda kelimeler türetir:
از / ez-:
Kelimelere Türkçedeki -dan/-den ayrılma ekinin anlamını katar: ازدل ez-dil "gönülden",
از قضا ez-kazâ "kaza olarak, yanlışlıkla". 


در / der-:
Kelimelere Türkçede "içinde, -da/-de" anlamlarını katar: درميان / dermiyân "ortada", 

درنيام / der-niyam "kında, kılıfta".


براى / berây "için":
berây-ı ziyâret "ziyaret için", berây-ı ticâret "ticaret için", berây-ı tahsîl "öğrenim için" vs.


تا / - "kadar":
Bu edat çoğu zaman be- edatıyla birlikte “tâ-be” "kadar, dek" şeklinde kullanılır:
تابصباح / tâ-be-sabâh "sabaha kadar", تابقيامت / tâ-be-kıyâmet "kıyamete kadar" vs.

پر / pür- "dolu, +lı/li":
Farsçada daha çok zarf gibi kullanılan bu kelime bir ön ek gibi birçok kelimenin teşkilinde yer alabilmektedir: پرصفا pür-safâ “safalı, پرملال pür-melâl “üzüntülü, kederli”, پرجور pür-cevr “eziyetli”.

Son Eklerle Yapılan Sıfatlar
+mend مند (+lı/+li):
derdmend "dertli", hünermend "hünerli", dânişmend "bilgili"vs.

+nâk ناك (+lı/+li):
derdnâk "dertli", nemnâk "nemli", şermnâk "utangaç", gamnâk "gamlı" vs.

+vâr وار / +ver ور (+lı/+li; gibi):
ümîdvâr "umutlu", hünerver "hünerli", bülbülvâr "bülbül gibi", bendevâr "köle gibi, kul gibi" vs.
Bu ek aynı zamanda "yakışır, lâyık" anlamlarını da üretir:  şâh-vâr "şâha lâyık".

+gîn گين (+lı/+li):
gam-gîn "gamlı", hışmgîn "hışımlı, öfkeli", şermgîn "utangaç" vs.

+în ين :
Bu ek, çeşitli madde isimlerinden sonra gelerek ondan yapılmış olmayı, +lı/+li anlamını ifade eder: sîmîn "simden, gümüşten yapılmış", zerrîn "zerden, altından", âhenîn "demirden", sengîn "taşlı", rengîn "renkli", şermîn "utangaç" vs.

+gûn گون :
Çeşitli isimlerden renk adları türetir: âb-gûn "su rengi, mavi", gül-gûn "gül rengi, pembe", nîlgûn "çivit rengi", lâle-gûn "lale rengi, kırmızı" vs.

+fâm فام :
Çeşitli isimlerden renk adları türetir: kebûd-fâm "gök rengi, mavi", gül-fâm "gül rengi, pembe", lâle-fâm "lâle rengi, kırmızı" vs.

ى:
+lı/+li ekinin işleyişinde nispet anlamı türetir: Şirâzî "Şirazlı", İranî "İranlı" vs.
Bu ek aynı zamanda renk isimleri de türetmektedir: gülî "gül rengi”, sünbülî "sümbül renginde", hâkî "toprak yeşili" vs.

+âsâ آسا / +veş وش / +sâr سار +mânend مانند vs. son ekleri de "gibi" anlamında sıfatlar türetirler: perî-vâr "peri gibi", behişt-âsâ "cennet gibi", mihr-âsâ "güneş gibi", mâh-veş "ay gibi", deryâ-veş "deniz gibi", perî-sâr "peri gibi", gürg-sâr "kurt gibi", kûh-mânend "dağ gibi" vs.

+âne آنه :
Bu ek, lâyıklık, yakışırlık bildiren sıfatlar türetir: dostâne "dosta yakışır, dostça", tıflâne "çocukça", fakîrâne "fakirce".

-ter تر / -terîn ترين :
Sıfatların karşılaştırma ve üstünlük derecelerini ifade eder. Bugünkü Türkçede bu kategori sıfatın önüne daha ve en kelimelerini getirerek yapılır: bihter "daha iyi" bihterîn "en iyi" erzânter "daha ucuz" erzânterîn "en ucuz", müşkilter "daha zor" müşkilterîn "en zor" vs.



Ünite 2
Farsçada Fiil, Fiilden Türemiş Kelimeler, Birleşik Kelimeler

Farsçada Fiil
Türkçede –mak/-mek eklerinin Farsçadaki karşılıkları –den دن  / -ten تن   ekleridir.
خاندن / hânden (okumak), كفتن / güften (söylemek)
  
Farsçada sonlarında -den ve -ten bulunduğu hâlde masdar olmayan kelimeler de vardır

Farsça Fiillerde Emir Gövdesi
Aslî masdarlardan -den ve -ten ekleri atılınca ortaya çıkan şekil hâl gövdesi veya geniş zaman gövdesi olarak da adlandırılır.

خواندن hânden "okumak" / خوان  hân "oku"
دريدن  derîden "yırtmak" / در  der "yırt"

Bir masdarın emir gövdesi, herhangi bir ek almadan, sıfat-fiil anlamı da taşır. Emir gövdesiyle teşkil olunan bu şekiller tek başlarına kullanılmayıp birleşik sıfat yapımında kullanılırlar:

در der "yırtan": saf-der / perde-der

Birçok fiilde bu ekler (-den ve -ten) çıkarılınca oluşan tabanda birtakım ses değişmeleri meydana gelir.
a) -den'li masdarlardaki değişmeler:
/â/ ا ile biten fiillerde bu ses bazen düşer bazen /ây/ اى veya /â/ ا olur:
نهادن nihâden "koymak / نه nih "koyan": نه قدم kadem-nih

/û/ و ile biten fiillerde bu sesler /ây/ اى veya /â/ ا olur:
فرمودن fermûden "emretmek" / فرما fermâ "buyuran, emreden": فرما فرمان fermân-fermâ
/r/ ر ile biten fiillerde bu ses değişmez:
پروردن perverden "beslemek" / پرور perver "besleyen": پرور حميت hamiyyet-perver

/î/ ى ile biten fiillerde bu ses düşer:
بوسيدن bûsîden "öpmek" / بوس bûs "öpen": بوس دامن dâmen-bûs

b) -ten'li masdarlardaki değişmeler:
-ten eki çıkarıldıktan sonra fiil tabanı /h/ خ ile bitiyorsa bu ses /z/ ز'ye dönüşür:
آويختن âvîhten "asmak" / آويز âviz "asılan, asılı": آويز دل dil-âvîz

/s/ س ile biten fiillerde bu ses ya düşer veya /h/ ٥, /y/ ى, /n/ ن, /nd/ ,ند ya da /ûy/ وی harflerinden birine dönüşür:
شكستن şikesten "kırmak" / شكن şiken: شكن پيمان peymân-şiken

/ş/ ش ile biten birçok fiilde bu ses /r/ ر 'ye, /îs/ يس 'e veya /rd/ رد 'e dönüşür:
نوشتن nüvişten "yazmak" / نويس nüvîs: نويس وقعه vak’a-nüvîs

/f/ ف ile biten fiillerde bu ses /b/ ب 'ye dönüşür:
يافتن yâften "bulmak" ياب yâb "bulan": ياب شرف eref-yâb, ياب شفا şifâ-yâb

Farsça Fiillerde Geçmiş Zaman Gövdesi
Farsça fiillerde geçmiş zaman gövdesi fiillerin sonunda bulunan /n/ sesinin ( ن harfi) atılmasıyla elde edilir. Fiilin geçmiş zaman gövdesi görülen geçmiş zaman teklik 3. şahsını ifade eder.
آمدن âmeden "gelmek"    / آمد âmed "gelme, geliş"
رفتن reften "gitmek"   / رفت reft "gitme, gidiş"

Farsça Fiilden Türemiş Kelimeler

Fiilden Türemiş İsimler
Fiilden isim türeten ekler

-e ٥:
Fiilin emir gövdesine getirilir: خنده hande "gülme, gülüş" (handîden),  ناله nâle "inleme" (nâlîden) بوسه bûse "öpme, öpüş" ( bûsîden) vs.

-iş ش :
Fiilin emir gövdesine getirilir: نالش nâliş "inleyiş" ( nâlîden), نمايش nümâyiş "gösteriş, gösteri" (<nümûden).

-âr ار :
Fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilir: رفتار reftâr "gitme, gidiş" (reften), كفتار güftâr "söyleyiş, söz" ( güften) vs.

Farsça Fiilden Türemiş Sıfatlar
Fiillerin emir ve geçmiş zaman gövdelerinden sıfat türeten ekler

-e ٥ :
Bu ek, fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilerek edilgen anlamlı sıfat-fiiller (ism-i mef'ûl veya ism-i fâ'il) yapar. Türkçede bunları genellikle -mış/-miş ekleriyle (görmüş, almış) karşılarız: ديده dîde "görmüş, görülmüş" (dîden).
Bu ekle türetilen kelimeler, birleşik sıfatların teşkilinde sıkça kullanılmaktadır.

-ende نده :
Fiilin emir gövdesine getirilerek sıfat-fiil görevinde kelimeler türetir. Türkçede -an/-en, -ar/-er veya -ıcı/-ici ekleriyle yaptığımız kelimelere karşılık gelir: كوينده gûyende "söyleyen" (güften), خواننده hânende "okuyan" (hânden).

-ân ان :
Fiilin emir gövdesinde getirilen bu ek hem sıfat-fiil, hem de zarf-fiil teşkilinde kullanılır:
كريان giryân "ağlayan ~ ağlayarak" ( girîsten), پويان  pûyân "koşan ~ koşarak" ( pûyîden).

-â ا:
Kimi fiillerin emir gövdelerine getirilerek sıfat-fiil teşkil eder: كويا gûyâ "söyleyen" (güften), بينا bînâ "gören" (dîden).

-gâr گار :
Fiillerin emir ve geçmiş zaman gövdelerine gelerek fâil ismi teşkil eder. Bu eki Türkçede -ıcı/-ici, -an/-en ekleriyle ifade ederiz: پروردگار   perverdigâr "besleyici, terbiye edici; Allah" (perverden).

-âr ار :
Fiillerin geçmiş zaman gövdesine getirilerek fâ'il ismi teşkil eder: خريدار harîdâr "alıcı" (harîden), فروختار  fürûhtâr "satıcı"  (fürûhten).

Farsça Birleşik Kelimeler
İki İsimden Oluşanlar
Bunlar şekil olarak izafet kesresi kaldırılmış bir isim tamlaması veya tamlayanla tamlananın yer değiştirdiği bir isim tamlaması gibidir.
سرعسكر ser-asker "komutan", سرحد ser-hadd "sınır", سرمايه ser-mâye "ana para, kapital", ميرآلاى mîr-alay "alay komutanı, albay", درسعادت der-sa'âdet "saadet kapısı, İstanbul", آبرو âb-rû "yüzsuyu, şeref", مرغاب murg-âb "ördek", كلبرك gül-berg "gül yaprağı", مهمانخانه mihmân-hâne "konuk evi, otel", سپهسالار sipeh-sâlâr "komutan".
Bilhassa ser, sâhib, mîr kelimeleriyle yapılan tamlamalar isim tamlaması gibi izafet kesresiyle de okunabilir. Ancak bunlar yaygın olarak birleşik isim gibi izafet kesresi olmadan okunurlar.

İkilemelerle Oluşanlar
 güft ü gû "dedikodu", cüst ü cû "arayıp sorma”, sûz u güdâz "yanıp yakılma", berg ü bâr "yaprak ve yemiş; malzeme, azık", pîç ü tâb "kıvrım büklüm; sıkıntı, telaş".
İkinci kelimesinde, birinci kelimesinin baş ünsüzünün /m/ ünsüzüne dönüştürülmesiyle teşkil olunmuş bazı ikilemeler de bulunmaktadır:
تارومار târ u mâr "darmadağınık", مرج و  هرج herc ü merc "karma karışık", مان  و خان hân u mân "ev bark" vs.

Farsçada Birleşik Sıfatlar
İsnat grubu: Birinci unsur çoğu zaman iyelik eki almış bir kelime, ikinci unsuru ise sıfat işlevinde bir kelimeden oluşan kelime grubuna isnat grubu denir. İsnat grubu cümle içinde esas olarak sıfat fonksiyonundadır: canı tez (adam), sütü bozuk (herif), başı bozuk (asker), baldırı çıplak (serseriler) vs.
(Sıfat tamlaması + lı eki) şeklinde oluşan kelime grupları da sıfat fonksiyonundadır: kırık kalpli (âşıklar); geniş bütçeli (bir proje); dalgın bakışlı (hastalar), temiz kalpli (insanlar) vs.
İsnat grubu ile sıfat tamlaması + lı yapısındaki tamlamalar aynı anlamı ifade etmek üzere kullanılabilirler: kalbi kırık X kırık kalpli, canı tez X tez canlı, kalbi temiz X temiz kalpli vs.

Farsça Birleşik Sıfatların Kuruluşu
Farsçada birleşik sıfatlar iki isim veya bir isimle bir sıfatın yan yana gelmesiyle kurulur. Bunları isim veya sıfat tamlamalarından ayıran şeklî özellik, arada bir izafet kesresinin bulunmamasıdır.

İki İsimden Oluşanlar
 deryâ-dil "derya gönüllü",
سروقد serv-kadd "servi boylu",
 âhû-çeşm "âhû gözlü",
 meh-peyker "ay yüzlü",
 hümâ-âşiyâne "Hüma kuşunun yuvası olan",
 fazîlet-me'âb "fazilet sığınağı",
 mehâsin-şiyem "güzel şeyleri huy edinmiş",
 kebk-reftâr "keklik yürüyüşlü"

İsim ve Sıfattan Oluşanlar
Bu tip birleşik sıfatlarda isim önce, sıfat sonra gelebilir:
ser-bülend "yüce başlı, başı yüce",
دلشاد dil-şâd "gönlü sevinçli",

Bazılarında ise sıfat önce, isim sonra gelir:
 âlî-nihâd "yüksek ahlâklı, ahlâkı yüksek",
 şîrîn-zebân "tatlı dilli, dili tatlı",
 girân-bahâ "pahası ağır, pahalı",
خوشبو hoş-bû "güzel kokulu, kokusu güzel",
 âlî-tebâr "yüksek soylu".

Emir gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Bu sıfatlarda isim önce emir gövdesi sonra gelir.
سوختن sûhten "yakmak" / سوز sûz "yak X yakan". سوز جكر ciger-sûz "yürek yakan".
rîzân (rihten ريختن "dökmek" fiilinden) / ريزان اشك eşk-rîzân "gözyaşı döken".

Geçmiş zaman gövdesinden türetilen ism-i mef'ûllerle yapılan birleşik sıfatlar:
dîde (dîden ديدن "görmek" fiilinden) / ضررديده zarar-dîde "zarar görmüş".

Sıfat-fiil eki olan -ân ile yapılan birleşik sıfatlar: Bu yolla yapılan birleşik sıfatlarda isim önce sıfat sonra gelir:   cân-sûzân "can yakan", eşk-rîzân "gözyaşı döken", müjde-resân "müjde getiren".

Geçmiş zaman gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Geçmiş zaman gövdesi (hafifletilmiş masdar) hâlindeki fiiller sıfat-fiil (ism-i mef'ûl) anlamı taşırlar. Bu yapıdaki birleşik sıfatlarda da isim önce sıfat sonra gelir:
سالخورد sâl-hurd "yıl yemiş, ihtiyar",
            dâmen-âlûd "eteği bulaşık, iffetsiz".

Farsçada Zarf Grupları
Farsçada â-, be-, tâ- gibi kimi eklerle yapılan kelime grupları genellikle zarf fonksiyonundadırlar:
â- :
سراسر ser-â-ser "baştan başa",
          ser-â-pâ "baştan ayağa",
كوناكون gûnâgûn "türlü türlü",

be-:
سربسر ser-be-ser "baş başa",
بدست دست dest-be-dest "el ele",
زانوبزانو zânû-be-zânû "diz dize",
بسو سو sû-be-sû "taraf taraf" vs.

tâ-:
سرتاسر ser-tâ-ser "baştan başa",
پا سرتا ser-tâ-pâ "baştan ayağa" vs.


Osmanlı Türkçesinde Kullanılan Bazı Farsça Fiiller ve Emir Gövdeleri

Fiil                                                                  Emir Gövdesi
آراميدن aramiden / dinlenmek                          آرام aram
آراستن ârâsten / süslemek                               آرا ârâ / آرای ârây
آزردن âzürden / incitmek                                آزار âzâr
آزمودن âzmûden / denemek                             آزما âzmâ / آزمای âzmây
آسودن âsûden / dinlenmek                               آسا âsâ / آسای âsây
آشاميدن âşâmîden / içmek                                آشام âşâm
آشفتن âşüften / karıştırmak                              آشوب âşûb
آغازيدن âğâzîden / başlamak                           آغاز âğâz
آفريدن âferîden / yaratmak                              آفرين âferîn
آکندن âgenden / doldurmak                             آکن âgen
آلودن âlûden / bulaştırmak                               آلای âlây
آمدن âmeden / gelmek                                     آی ây
آموختن âmûhten / öğretmek                             آموز âmûz
آميختن âmîhten / karıştırmak                            آميز âmîz
آوردن âverden / getirmek                                آور âver
آويختن âvîhten / asmak                                    آويز âvîz
افتادن üftâden / düşmek                                   افت üft
افراختن efrâhten / yükseltmek                          افراز efrâz
افروختن efrûhten / parlatmak                           افروز efrûz
افزودن efzûden / arttırmak                               افزا efzâ / افزای efzây
افشاندن efşânden / saçmak                               افشان efşân
افشردن efşürden / sıkmak                                افشار efşâr
افکندن efgenden / atmak, düşürmek                 افکن efgen / فکن figen
انباشتن enbâşten / doldurmak                          انبار enbâr
انديشيدن endîşîden / düşünmek                         انديش endîş
اندوختن endûhten / kazanmak                          اندوز endûz
انکيختن engîhten / koparmak                           انکيز engîz
ايستادن îstâden / ayakta durmak                       ايست îst
باختنن bâhten / oynamak                                 باز bâz
بافتن bâften / dokumak                                   باف bâf
بايستن bâyesten / gerekmek                            بای bây
بخشيدن bahşîden / bağışlamak                         بخش bahş / بخشا bahşâ
بخشودن bahşûden / bağışlamak                        بخش bahş
بردن bürden / götürmek                                  بر ber
بستن besten / bağlamak                                  بند bend
بنديدن bendîden / bağlamak                             بند bend
بوسيدن bûsîden / öpmek                                  بوس bûs
بوييدن bûyîden / koklamak                              بوی bûy
ديدن dîden / görmek                                        بين bîn
پاشيدن pâşîden / saçmak                                  پاش pâş
پختن puhten / pişirmek                                    پز pez
پذيرفتن pezîreften / kabul etmek                       پذير pezîr
پرداختن perdâhten / düzenlemek                       پرداز perdâz
پرستيدن perestîden / tapmak                            پرست perest
پروردن perverden / beslemek                          پرور perver
پريدن periden / uçmak                                     پر per
پسنديدن pesendîden / beğenmek                       پسند pesend
پناهيدن penâhîden / sığınmak                            پناه penâh
پوشيدن pûşîden / giymek, örtmek                     پوش pûş
پيراستن  pîrâsten / süslemek                             پيرا pîrâ / پيرای pîrây
پيوستن peyvesten / ulaşmak                             پيوند peyvend
پيمودن peymûden / ölçmek                              پيما peymâ / پيمای peymây
تابيدن tâbîden / aydınlatmak                             تاب tâb
تراشيدن tırâşîden / yontmak                             تراش tırâş
جستن cüsten / aramak                                     جو cû / جوی cûy
جستن cesten / sıçramak                                   جه ceh
جوشيدن cûşîden / kaynamak                            جوش cûş
چشيدن çeşîden / tatmak                                   چش çeş
چيدن çîden / toplamak                                     چين çîn
خاييدن hâyîden / çiğnemek                               خای hây
خاستن hâsten / ayağa kalkmak                        خيز hîz
خراشيدن hırâşîden / tırmalamak                        خراش hırâş
خواستن hâsten / istemek                                  خواه hâh
خواندن hânden / okumak                                 خوان hân
خوردن   horden / yemek                                  خور hor / خوار hâr
دادن dâden / vermek                                        ده dih
داشتن dâşten / tutmak, sahip olmak                  دار dâr
دوختن dûhten / dikmek                                    دوز dûz
دانستن dânisten / bilmek                                   دان dân
ربودن rübûden / kapmak                                 ربا rübâ / ربای rübây
راندن rânden / koşmak, sürmek                       ران / rân
رستن rüsten / bitmek, yetişmek                        روی rûy
رستن resten / kurtulmak                                   رس res
رسيدن resîden / erişmek                                   رس res
رفتن reften / gitmek                                         رو rev
رنجيدن renciden / sıkıntı çekmek                       رنج renc
ريختن rîhten / dökmek                                     ريز rîz
ريشيدن rîşîden / yaralanmak                             ريش rîş
زادن zâden / doğmak                                       زا zâ / زای zây
زدن zeden / vurmak, çalmak                            زن zen
ساختن sâhten / yapmak                                    ساز sâz
ساييدن sâyîden / sürtmek, sürmek                     سا sâ / سای sây
ستادن sitâden / almak, fethetmek                      ستان sitân
سرودن sürüden / şarkı söylemek                      سرا serâ / سرای serây
سختن sahten / tartmak                                      سنج senc
سنجيدن sencîden / tartmak                                سنج senc
سوختن sûhten / yakmak                                   سوز sûz
شستن şüsten / yıkamak                                    شوی şûy
شکافتن şikâften / yarmak                                  شکاف şikâf
شکستن şikesten / kırmak                                  شکن şiken
شمردن şümürden / saymak                               شمار şümâr
شناختن şinâhten / tanımak                                 شناس şinâs
شوريدن şûrîden / karıştırmak                            شور şûr
شنيدن şünîden / işitmek                                     شنو şinev
فرسودن fersuden / eskimek, eskitmek                فرسا fersâ / فرسای fersây
فرمودن fermûden / buyurmak                            فرما fermâ / فرمای fermây
فروختن fürûhten / satmak                                 فروش fürûş
فريفتن firîften / aldatmak                                   فريب firîb
فزودن füzûden / artırmak                                  فزا fezâ / فزای fezây
کشيدن keşiden / çekmek                                  کش keş
کشتن küşten / öldürmek                                   کش küş
کندن kenden / kazmak                                     کن ken
کوفتن küften / döğmek, ezmek                         کوب kûb
کداختن güdâhten / eritmek                                کداز güdâz
کذاشتن güzâşten / geçirmek, yapmak                کذار güzâr
کذشتن güzeşten / geçmek                                 کذر güzer
کشتن geşten / dönmek                                     کرد gerd
کرديدن gerdîden / dönmek                               کرد gerd
کريختن gürîhten / kaçmak                                کريز gürîz
کزيدن güzîden / seçmek                                   کزين güzîn
کساردن güsârden / yemek, içmek                     کسار güsâr
کستردن güsterden / yaymak, döşemek             کستر güster
کفتن güften / söylemek                                     کو gû / کوی gûy
کشادن güşâden / açmak                                   کشا güşâ / کشای güşây
ليسيدن lîsîden / yalamak                                   ليس lîs
ماليدن mâlîden / sürmek                                    مال mâl
ماندن mânden / kalmak                                    مان mân
مردن mürden / ölmek                                      مير mîr
نشستن nişesten / oturmak                                 نشين nişîn
نکاشتن nigâşten / nakş etmek                           نکار nigâr
نمودن nümûden / göstermek                             نما nümâ / نمای nümây
نواختن nüvâhten / okşamak                              نواز nüvâz
نوشتن nüvişten / yazmak                                  نويس nüvîs
نوشيدن nûşîden / içmek                                    نوش nûş
نهادن nihâden / koymak                                   نه nih
يافتن yâften / bulmak                                        ياب yâb
Ünite 3
Farsça Kelime Gurupları: İsim ve Sıfat Tamlamaları

Farsça Yapılı İsim ve Sıfat Tamlamaları
Farsça tamlamada tamlanan unsur başta bulunur. Farsça yapılı tamlamaların isim veya sıfat tamlaması olduğunu yalnızca tamlayan unsurun cinsinden anlarız.
Bâb-ı beyt / “beyt” isim olduğu için, isim tamlamasıdır.
Bâb-ı âlî / “âlî” sıfat olduğu için, sıfat tamlamasıdır.
İzafet esresi morfolojik unsurdur. Farsçada isim ve sıfat tamlamasını diğer kelime gruplarından ayırt etmemizi sağlayan izafet esresidir.
İzafet esresi olan yerde tamlanan kelimenin son ünsüzü esreli okunur. İzafet esresi ünsüzle biten kelimelerde yazılmaz, sadece okunur.

Farsça yapılı tamlamada baştaki kelime, yani tamlanan ünlü ile bitiyorsa işimiz daha kolaydır. Bu durumda izafet esresi hemze “ ء veya ye “ ی harfi ile mutlaka gösterilir.

Tamlanan kelime /a/ veya /e/ okunan güzel he “٥” ile bitiyorsa sondaki güzel he’nin üstüne hemze işareti konur.
ديدهٴ کريان / dîde-i giryân “ağlayan göz”
ليلهٴ قدر / leyle-i kadr “kadir gecesi”

Tamlanan kelime /î/ okunan “ ی ile bitiyorsa izafet esresi yine hemze ء ” ile gösterilir
 كشتئ نوح  / keştî-i Nûh “Nuh’un gemisi”
مثنوئ مولانا / Mesnevî-i Mevlânâ “Mevlânâ’nın Mesnevi’si”


Tamlanan kelime /â/ okunan elif “ ا ve /û/ okunan vav “ و ile bitiyorsa izafet esresi yerine ye “ ی yazılır izafet esresi –yı biçiminde okunur.


علماى اسلاميه / ulemâ-yı İslâmiyye “İslâm âlimleri”
شعراى عثمانيه / şu’arâ-yı Osmâniyye “Osmanlı şairleri”
عصاى موسى / asâ-yı Mûsâ “Musa’nın asası”


Tamlama kaç kelimeden oluşursa oluşsun her zaman tamlanan ve tamlayan olmak üzere iki unsur vardır.
Kaç kelimeden oluşursa oluşsun bütün tamlamaların, esas olarak, iki unsurdan oluştuğu unutulmamalıdır.
Bu dilbilgisel ve semantik ilişki iyi öğrenilmezse metnin anlaşılması mümkün olmaz.

Beş ve Altı Kelimeden Oluşan Farsça Tamlamalar
Osmanlı Türkçesinde yer yer beş, altı, hatta yedi kelimeyle kurulmuş tamlamalara da rastlanır. Bu tamlamalarda da sıfat olan kelimeler daima kendisinden önceki kelimeyi niteleyerek onunla bir tamlama teşkil etmek üzere sondan öne doğru gruplar oluşturarak birbirlerini tamlarlar.

مشاهدهٔ رخسار دلآراى بيت خدا / Müşâhade-i ruhsâr-ı dil-ârâ-yı beyt-i Hudâ / Beyt-i Hudânın ruhsâr-ı dil-ârâsının müşâhadesi.



FARSÇA YAPILI TAMLAMALARDA UYUM
Arap dilbilgisinde, Türkçede olmadığı şekilde, tamlamayı kuran kelimeler arasında sayı ve cins bakımından uyum aranır. Arapça kelimelerle kurulan Farsça yapılı tamlamalarda bazı istisnaları olmakla birlikte söz konusu olan cinsiyet ve sayı uyumuna bağlı kalınmıştır.
Sıfat tamlamasında şu uyumlar aranır:
Tamlanan tekil ve eril ise sıfat da tekil ve eril olur:
دين مبين / dîn-i mübîn
مؤمن كامل / mü’min-i kâmil


Tamlanan tekil ve dişil olursa sıfat ٥ ile dişil yapılır:

حكايهء غريبهhikâye-i garibe

Tamlanan +ât eki ile çokluk veya vezne bağlı çokluk (cem’-i mükesser) olursa sıfat ە ile dişil yapılır:

شعرا ى عثمانيه / şu’arâ-yı Osmâniyye
ممالك اسلاميه / memâlik-i İslâmiyye



Tamlanan çoğul olduğu durumda sıfat da çoğul olabilir:
وزرا ى فهام  / vüzerâ-yı fihâm
علما ى كرام / ulemâ-yı kirâm



Tamlanan +în ekiyle çokluk yapılmışsa sıfat da aynı eki alır:
مصنفين متأخرين / musannifîn-i müteahhirîn
مورخين محققين / müverrihîn-i muhakkikîn

Tamlanan tesniye (ikili) hâlinde ise sıfat da tesniye hâline getirilir:
حرمين محترمين / Haremeyn-i muhteremeyn “İki muhterem Harem (Mekke ve Medine)
زاويتان متقابلتان / zâviyetân-ı mütekâbiletân karşıt zıt açılar




Ünite 4
Farsça Tamlama ve Birleşik Kelimelerin Türkçe Söz Diziminde Kullanımı

İsim ve sıfat tamlamaları tamlanan unsurun masdar olup olmamasına göre iki gruba ayrılır:
a) Tamlanan unsuru hareket, oluş veya kılış ifade etmeyen, yani masdar olmayan bir kelimeden oluşan tamlamalarda unsurlar birbirine geriden öne doğru başlayan bir sıra içinde bağlanarak bir bütün oluştururlar.
ولايات مختلفه / vilâyât-ı muhtelife "çeşitli vilâyetler"
Tamlama bu hâliyle uygun ekler alarak Türkçe cümlenin herhangi bir tamlayıcısı olabilir. Tamlayıcının eki, sondaki kelimeye eklenir, sondaki kelimenin ses düzenine uygun olur.
"Bu iklîm selefde (vilâyât-ı muhtelife)+ye taksîm olunmuşdur..."

هنكام دل آرام hengâm-ı dil-ârâm "gönle hoş gelen zaman" ve خاطر پيمانهء peymâne-i hâtır  "gönül kadehi",  Bunlar uygun ekler alarak Türkçe söz diziminde farklı tamlayıcıları karşılayabilirler:  
"...ol (hengâm-ı dil-ârâm)+da (peymâne-i hâtır)+ı leb-rîz eden..."

Farsça ve Arapça tamlamalar ile birleşik kelimeler de tıpkı Türkçedeki gibi söz dizimi içinde “tek bir kelime” olarak algılanırlar ve bu sebeple gruba getirilen ek, bütünüyle tamlamanın veya birleşik kelimenin eki olur.

b) Tamlanan unsurun masdar, yani hareket, oluş veya kılış ifade eden bir kelime olması durumunda unsurlar arasındaki ilişkinin anlaşılması, her zaman geriden öne doğru gelen bir sıralanış içinde olmaz. Aslî unsura bağlanan kelimelerin hangi tamlayıcıları karşıladığı tamamen masdarın çatısıyla ilgilidir.
teslîm-i rûh eylemek
teslîm-i rûh, bir isim tamlamasıdır. Eylemek yardımcı fiili, anlamca tamlamanın aslî unsuruna bağlıdır: teslîm eylemek. Teslîm eylemek, geçişli bir fiildir, yani nesne alır. Bundan dolayı rûh kelimesini bu tamlamanın nesnesi olarak değerlendirir.
gark-ı âb olmak
gark-ı âb, bir isim tamlamasıdır. Olmak yardımcı fiili, anlamca tamlamanın aslî unsuru olan gark masdarına bağlıdır: gark olmak "batmak, boğulmak". Gark olmak, geçişsizdir, bundan dolayı âb kelimesini nesne değil başka bir tamlayıcı olarak değerlendiririz. Âba gark olmak "suya batmak, boğulmak".

FARSÇA BİRLEŞİK KELİMELERİN TAMLAMALARDA KULLANILIŞI

Birleşik İsimlerin Kullanılışı

Birleşik İsimlerin Kullanılışı
Serasker, mihman-hâne, sâhil-sarây, gül-berg, murg-âb, İrân-zemîn, meh-tâb yapısındaki kelimeler, birleşik isimlere örnektir. Bu gibi kelimelerin bir kısmı bitişik olarak yazılmakla birlikte bir kısmı ayrı yazılmaktadır. Meselâ ser-asker kelimesi birleşik kelime olarak bir rütbe ismidir; bunu ser-i asker diye okursak "askerin başı" anlamında vücut organını kastetmiş oluruz.

Birleşik Sıfatların Kullanılışı
Birleşik sıfatlar, gerek sıfat, gerekse isim değerinde olsun, söz diziminde geniş bir kullanıma sahiptir.
a)      İki isimden oluşanlar:
Bu gibi tamlamaları Türkçede daha çok isnat grubu, sıfat tamlaması+lı kalıbı veya sıfat-fiil grubuyla karşılarız. Bilimsel çalışmalarda bu gibi yapılarda iki kelimenin arasına (- ) işareti konur:
ستاره سپاه sitâre-sipâh "yıldız askerli, yıldızlar kadar çok askeri olan"
پولاد بدن pûlâd-beden "çelik bedenli"

b)      Bir sıfat ile bir isimden oluşanlar:
Bu gibi birleşik sıfatlarda önce sıfat sonra isim gelir. Bu tamlamaları aynı sırayla (sıfat tamlaması)+lı kalıbında Türkçeye çevirmek mümkündür:
آسوده حال âsûde-hâl "âsûde hâlli"
بد نهاد bed-nihâd "kötü huylu, kötü yaratılışlı"

c)      Bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşanlar:
Bunları Türkçede -an/-en (gelen, bakan, koşan vs.) veya -mış/-miş (gelmiş, ölmüş, görmüş, düşmüş vs.) sıfat-fiil ekleriyle yapılan fiil gruplarıyla karşılayabiliriz:
عالم آرا âlem-ârâ " âlemi süsleyen"
جهان پيرا cihân-pîrâ "cihanı bezeyen"


Tamlama kaç kelimeden oluşursa oluşsun, bir birleşik sıfatın Farsça yapılı bir tamlamada daima kendisinden önceki kelimeyi nitelediği unutulmamalıdır:
اسكندر خضر قدر İskender-i Hızr-kadr "Hızır yüceliğinde olan İskender"
ايام فرخنده انجام eyyâm-ı ferruh-encâm "sonu uğurlu günler"
باب سعادت مآب Bâb-ı sa’âdet-me’âb "mutluluğun sığınağı olan Kapı"



Birleşik Sıfatların Türkçe Yardımcı Fiillerle Kullanılması
Farsça yapılı birleşik sıfatlar yardımcı fiillerle birleşerek ana cümlenin veya yan cümlenin yüklemini teşkil edebilmektedir.
a)      Bir sıfat ve bir ismin yan yana gelmesiyle kurulan birleşik sıfatlar, Türkçe bir yardımcı fiille birleşebilirler.

a)      Farsça sıfat-fiil yapılarıyla kurulan birleşik sıfatlar daha sık olarak Türkçe birleşik yapı teşkilinde kullanılırlar.

Ferah-bahş  +  olmak
Görüldüğü gibi bu yapıda önce bahş ile olmak arasında bir anlam grubu oluşmakta, sonra ferah kelimesi bu gruba tamlayan olarak katılmaktadır. Bahş, bahşîden "bağışlamak, bahşetmek" fiilinin emir gövdesidir ve "bahşeden, bağışlayan" anlamlarını taşır. Türkçe yardımcı fiil olmadan da fiil anlamını içinde taşımaktadır. Ferah ise bu fiilin nesnesi durumundadır.

mebâdî-i terakkî ve i’tilâ-sı / i’tilâ ve terakkî mebâdî-si / “yükselme ve ilerleme belirtileri”
istiknâh-ı habâyâ-yı umûr / umûr habâyâ istiknâh / “işlerin gizliliklerinin gerçeklerinin araştırılması”
müdakkikîn-i müverrihin / müverrihin müdakkıkîn / “Tarihçi araştırıcılar”
tîğ-ı ser-tîz-in / ser-tîz tîğ-in / “keskin kılıç(ın)”



Ünite 5
Arapça Edatlar, Söz Kalıpları, Transkripsiyon


ARAPÇA EDATLARIN KULLANILIŞLARI

lâ- لا:
Arapça olumsuzluk edatıdır. Farçadaki nâ ve bî- edatları gibi, genel olarak bir durumun olumsuzunu, bulunmayışını ifade eder:
لايفهم / anlayışsız
لايموت / ölmez, ölümsüz
لايعد / sayılamaz, pek çok
لاادرى / bilmem (Bu ibare yazarı belli olmayan şiirleri ifade etmek için kullanılmaktadır) 

mâ- ما  :
Türkçede daha çok "o şey ki" anlamındaki kalıplarda kullanılmıştır.
مافوق / üstte olan, üstteki
مادون / altta olan, alttaki
ماقبل / ön, önceki
مابعد / son, sonraki
Bu edat, başka edatlarla bir arada da kullanılır:
ما به الحيات  / hayata sebep olan
ما فى الضمير  / gönülde, yürekte, içte olan şey

ma'a- مع
“birlikte, ile "anlamlarındadır:
مع هذا / bununla birlikte
مع ذلك / şununla birlikte, şu var ki
مع عائله / ailecek
مع الاسف / esefle, ne yazık ki

ke- ك
“gibi” benzetme bildirir.
کالاول / eskisi gibi
کذا / bunun gibi
هکذا / işte bunun gibi
کأن / sanki
کما / olduğu gibi

keyfe كيف
"nasıl" anlamında soru edatıdır. mâ- edatıyla birlikte şart anlamı taşıyan deyimler kurar:
كيف مايشا / nasıl isterse öyle, istediği gibi
كيف ما اتفق / nasıl rast gelirse, hangisi olursa


 gayr غير
Arapça istisna edatıdır. Türkçede "+sız/+siz” ekleriyle, “...olmayan" şekilleriyle karşılarız:
غير مسلم / Müslüman olmayan

li- ل
"için" Bu edat Arapça dilbilgisinde "sebep tamlayıcısı" (el-mef'ûlü li-eclihi) denilen zarf gruplarının teşkilinde de sıkça kullanılır. Bu durumda, li- edatından önce gelen kelime üstünlü tenvin ile okunmaktadır.
تكثيراً للنفع / teksîren li'n-nef'
الحمد لله / Hamd Allah içindir

zû ذو
"Sahip, +lı/+li" anlamlarındadır. Bir kısım kalıplaşmış ifadelerde ve daha çok da bilimsel terimlerde kullanılır:
ذوالجلال / celâl sahibi, Allah
ذو اربعة الاضلاع / dört kenarlı, dörtgen
ذوذنب / kuyruklu
Bu edatın tamlamalardaki çokluk şekli ذوى zevi'dir:
ذوى الارحام / yakın akrabalar
ذى zî, zû edatının harf-i cerli şeklidir:
ذى قيمت / kıymetli
ذى اليد / bir malı elinde tutan kimse
ذو zû edatının müennesi olan ذات zât edatı bilhassa tıp, botanik ve zooloji bilim dallarındaki terimlerde çok kullanılmıştır.
ذات الجنب / akciğer zarı iltihabı
ذات الطبل / kulak zarı iltihabı

ARAPÇA SÖZ KALIPLARI



صلى الله عليه و سلم sallallâhu aleyhi ve sellem "Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun" anlamına bir cümledir.
ابا عن جد eben an-ceddin "babadan babaya, babadan dedeye",
ابلغ من التصريح eblağu mine't-tasrîh "son derece açık",
باسمه تعالى bi'smihî te'âlâ "Allah'ın adıyla",
بمنه bi-mennihî "Allah'ın lütfuyla",
على حاله alâ-hâlihî "kendi hâlinde, bulunduğu durumda",
عليه السلام aleyhi's-selâm "Ona selam olsun.",
عليه الصلاة و السلام aleyhi's-salâtü ve's-selâm "Salât ve selâm onun üzerine olsun",
فى كتابه fî-kitâbihî "kitabında, Kur'anda",
الى غير النهايه ilâ-gayri'n-nihâye "daima, ebediyyen, sonsuza dek".

Dua ve Beddua Cümleleri
آمنا و صدقنا Âmennâ ve saddaknâ "İnandık ve tasdik ettik",
ابد الله Ebbeda'llâh "Allah ebedî eylesin",
ادام الله Edâma'llâh "Allah sürekli etsin", 
اعزالله E'azza'llâh "Allah aziz etsin"; e'azallâhu ensârehû "Allah yardımcılarını yüceltsin",
الله اعلم بالصواب Allâhu a'lem bi's-savâb "Doğrusunu Allah bilir",


انار الله برهانه  Enâra'llâhu burhânehû "Allah delîlini nurlandırsın (yüce kılsın),
ايدكالله Eyyedeka'llâh "Allah sana güç versin, seni güçlendirsin",
ايده الله Eyyedehu'llâh "Allah ona güç versin, onu güçlendirsin",
ايدهم الله Eyyedehumu'llâh "Allah onlara güç versin, onları güçlendirsin",
بارك الله Bâreka'llâh "Allah mübârek etsin",
جزاك الله Cezâka'llâh "Allah (senin) mükâfatını versin",
خذلهَم الله الى يوم الدين Hazelehümu'llâhu ilâ-yevmi'd-dîn "Allah onları kıyamete kadar aşağılık ve adi etsin",
خلدالله Halledallâh "Allah daim etsin",
دامت معاليهم Dâmet ma'âlîhim "şerefleri sürekli olsun",
رحمهم الله تعالى Rahimehümüllâhu te'âlâ "Allah onların hepsine rahmet etsin",
رضى الله عنه Radıyallâhu anhu "Allah ondan (o erkek kişiden) razı olsun.",
رضى الله عنها Radıyallâhu anhâ "Allah ondan ( o kadın kişiden) razı olsun.",
رضى الله عنهم Radıyallâhu anhüm "Allah onlardan ( o erkeklerden) razı olsun.",
صانها الله عن الافات والبليات Sânehallâhu ani'l-âfâti ve'l-beliyyât "Allah onu afetlerden ve kötülüklerden korusun",
العياذ بالله El-‘iyâzu bi'llâh "Allah'a sığınırım, Allah korusun",
قدس الله سره Kaddesa'llâhu sırrahû "Allah sırrını kutsasın",


TRANSKRİPSİYON (ÇEVRİYAZI)
Transkripsiyon, kısaca, herhangi bir alfabeyle yazılmış bir metni başka bir alfabeye çevirmek demektir. Osmanlı harfleriyle yazılmış bir metni Latin alfabesine çevirmek bir transkripsiyon işlemidir.
Osmanlı alfabesinde ünlülerin gösterilmesinde eksikler vardır. Meselâ ben veya bir yazılırken ünlüler yazılmaz. Biz dilin genel yapısında bunların ünlü değerlerini bildiğimiz için (bn) veya (br) değil, (ben) ve (bir) şeklinde yazarız.
Aynı şekilde ك kef harfi /k/, /g/ ve /ñ/ seslerini gösterebilmektedir. Bundan dolayı كلدم kelimesini keldim şeklinde okuyamayız; zira bu fiilin Türkiye Türkçesinde gel-mek şeklinde olduğunu bilmekteyiz.


Transkripsiyon Alfabesi

آ ا / a, ā
أ ا / a, e, ı, i, u, ü
ء / ‘
ب / b, p
پ / p
ت / t
ث / s
ج / c, ç
چ / ç
ح / ḥ
خ / h
د / d
ذ / z, d
ر / r
ز / z
ژ / j
س / s
ش / ş
ص / ṣ
ض  / ż, ḍ
ط  / ṭ
ظ  / ẓ
ع / ‘
غ  / ġ
ف  / f
ق  / ḳ
ك / k, g, ń
ل / l
م / m
ن / n
و / v, u, ū, ü, o, ō
ه / h, a, e
ى / y, ı, i, ī

Osmanlı Türkçesi dönemi metinlerini yeni harflere aktarırken:

Türkçe kelimelerde ünlüleri gösteren harfler, uzun ünlü gibi gösterilmez.
Ayın ve hemze harfleri birer ünsüzdür. Bunları kendilerine özgü kesme işaretleriyle gösterir; bunlardan sonraki ünlüyü de kelimenin Türkçede okunuşuna göre seçeriz. Meselâ عثمان kelimesinde ayın harfinden sonraki yazılmayan ünlüyü /o/ olarak ('osmân); عمر kelimesindeki ünlüyü ise /ö/ olarak ('ömer) okuruz.

مبارك / mübārek
معظم / mu‘aẓẓam
قاتل / ātil
ثواب / sevāb
صواب / avāb

Osmanlı Türkçesi metinlerini Latin harflerine bilimsel transkripsiyon harfleriyle aktarırken, metnin yazıldığı devrin dil özelliklerini dikkate almalıyız.
Türkiye Türkçesindeki eklerin niteliği 13. ve 19. yüzyılda aynı değildir.

(kitap bitti)

2 yorum:

  1. Farsça'da ü harfi bulunmadığı halde burada ü sesini nereden çıkarıyorsunuz. Güftar = Goftar (goften söylemek) füruhten = foruhten (satmak) hariden = heriden (satın almak)

    YanıtlaSil
  2. AÖF müfredatındaki bu kitapta var o ses, nereden bulmuşlar, şöyle söylenebilir; Fars dilinde yok ama bu ses Osmanlı lisanında kullanılıyor, sembol aynı ama sesler farklı... Hülasa, buradaki içerik kitabın (kitabın adı: OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ II) özetidir,

    YanıtlaSil