Hasan
Avcı - Coşkuyla Ölmek Şule Gürbüz Hikayelerinde
Şizoid Görüngü - Notlar
Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 9, s. 71-78,
2022
Şule Gürbüz öykülerinde yabancılaşma, içsel konuşmalar,
varoluş kaygısı yaşayan, yalnız, insanlarla arasına mesafe koyan hayatı
sorgulayan karakter örüntüleri ve cümleler dikkat çekmektedir. Özellikle Kambur
öyküsü ve Coşkuyla Ölmek kitaplarında yer alan karakterlerin iç dünyalarından
yansıyan konuşmalar şizoid görüngüyü akla getirmektedir.
Dünyaya Mesafe Koymak
Dünyaya alışmak onun bir parçası olmak değil, bu cifrin
içinde ayrı durabilmek gerçek temizlik ve bir anlamda da kurtuluştur. Dünya ne
yapıp edip kendine alıştırmaya, kabulüne çalışırken buna karşı durabilmek derin
bir yalnızlık, müthiş bir mukavemet ister.
Sadullah Efendi sanki bir kaplumbağaydı da az yanaşmak,
dokunmak başını içeri kaçırmasına kâfi idi.
Sadullah Efendi, tıpkı şizoid kişiliklerin nesne
ilişkilerindeki birincil çatışması gibi yakınlık kurmak isteyip yakınlaştıkça
yutulma tehdidi (ele geçirilme korkusu) yaşar.
Sadullah Efendi'nin dünyadan kesilmiş bir dilim et gibi
olması, etin kalan kısmıyla hiçbir duyu alışverişinin kalmaması ve hissettiği
yoğun duygulanım kaybı şizoid tablonun genel bir sonucudur.
…sanki bütün dünya bir çöldü de bir ben, hem de sonsuz bir
hayatla baş başa kalmıştım.
Sadullah Efendinin babasının ölümü sonrası rüyalarında
gördüğü çöl ve "bütün dünya bir çöldü de bir ben sonsuz bir hayatla baş
başa kalmıştım" hissi, şizoid kişiliğin temel başlıklarından olan kozmik
yalnızlık ve içedönüklükle doğrudan bağ kurar.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder