4 Kasım 2026 Çarşamba

Metinvarlık Örneği, Şule Gürbüz’ün Öyle Miymiş? Adlı Anlatısına Ontolojik Yaklaşım - Notlar

Emrah Seferoğlu - Metinvarlık Örneği, Şule Gürbüz’ün Öyle Miymiş? Adlı Anlatısına Ontolojik Yaklaşım - Notlar

Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı: 32, s. 375-390, 2025

 

Makalede Şule Gürbüz’ün Öyle Miymiş? anlatısı, Roman Ingarden’ın estetik katmanlar teorisinin sağladığı ontolojik perspektif çerçevesinde incelenmektedir.

 

Öyle Miymiş? gibi klasik tür sınırlarını zorlayan, ne saf bir roman ne de geleneksel bir deneme olan metinlerin "anlatı" üst kategorisinde "metinvarlık" olarak değerlendirilmesi, edebiyat kuramı açısından isabetlidir.

Heidegger’in Seinsvergessenheit (varlığın unutulmuşluğu) kavramı ile eserin ismindeki rivayet kipinin (-miş) kurduğu analoji, eserin felsefi omurgasını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Osmanlı Türkçesinden ve tarihî mirasından süzülüp gelen (eslâf, seylâbe, pâkdâmen, efsûs gibi) kelimeler metne leksikal zenginlik katar.

 

Ingarden ve Husserl’in niyet edilebilirlik (noesis-noema) kavramları çerçevesinde; eserdeki dünya, ölüm, zaman, insan ve ruh gibi tasvir nesneleri, gerçek dünyadaki nesnelerden farklı olarak yarı-nesnel (intensional) varlık alanları olarak konumlandırılır.

 

Dünya: Hem arzulanan hem de ruhun yabancı kaldığı bir varoluşsal çelişkiler alanı olarak kişileştirilir.

 

Ölüm ve Zaman: Metafizik bir kurtuluş olmaktan ziyade toplumsal bir dedikodu nesnesi veya gençliğin kaybıyla başlayan varoluşsal bir durum olarak ele alınır. Bergson’un süre (durée) kavramını andıran öznel zaman algısı veciz ifadelerle somutlaştırılır.

 

İnsan ve Ruh: Heidegger’in Dasein (varlık-orada-olma) ve Sein-zum-Tode (ölüme-doğru-varlık) kavramlarıyla örtüşecek şekilde; otantik varoluşun, sonluluk bilincinin ve ontolojik arayışın merkezine yerleştirilir.

 

Öyle Miymiş?, geleneksel anlatı kalıplarını aşan, felsefi sorgulamaları metnin ontolojik omurgasına dahil eden özgün bir "metinvarlık" örneğidir. Gürbüz’ün metni, Ingarden’ın "potansiyellik" ve "şematiklik" ilkeleriyle birebir örtüşen, okurunu sabit anlamlar yerine sonsuz yorum imkânlarıyla baş başa bırakan çağdaş Türk edebiyatının felsefi zirvelerinden biridir.

... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder