Murat
Turna - Şule Gürbüz’ün Düzyazıları Üzerine Bir
İnceleme - Notlar
Medeniyet ve Toplum Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 22, s. 172-190,
2022
Gürbüz’ün eserlerinde işlediği temalar: zaman, yabancılaşma,
benlik, inanç…
Yarım sayfaya varan uzun cümleler kurma eğilimi…
Noktalama işaretlerinin eksikliğinden kaynaklanan anlam
muğlaklıklar…
Zengin, yoğun bir kelime hazinesi…
Kahramanların zihin akışına odaklanması…
Zamanın Farkında ve Coşkuyla Ölmek
kitaplarındaki kahramanlar kendileriyle sürekli hesaplaşan, iç dünyalarında
derinleşen tiplerdir.
“Öyle miymiş?” anlatı ile deneme arasında, kesin
sonuçlara varmayan subjektif ve felsefi bir metin…
Gürbüz’ün felsefeye yakın durduğu, iyi edebiyatın ontolojiyi
kapsayacak ağırlıkta olması gerektiği yönündeki poetik görüşleri
denemelerindeki fikri yoğunluğu besler.
Kambur: Fiziksel kusurları (kamburluğu, dişleri,
serçe parmağının kopukluğu) yüzünden dünyaya hınçla bakan, normalliği reddeden,
herkesin kendisi gibi kambur olmasını dileyen agresif ve travmatik bir
başkahramanın iç dünyasını yansıtır.
Kıyamet Emeklisi, Gürbüz’ün anlatım yeteneklerini,
ruh tahlillerindeki başarısını ve gözlem gücünü en üst düzeyde sergilediği
olgunluk başyapıtıdır.
Her iki romanda da özne-yüklem uyumsuzlukları, gereksiz
kelime tekrarları (örneğin “bir” sıfatının bağlama uymayan sıklıkta ve yersiz
kullanımı), kelimelerin yanlış anlamda tercih edilmesi (halis yerine halas
denilmesi gibi) dikkat çeker.
Kıyamet Emeklisi’nde Erzurum’un taşrasında kıt
imkânlarla yaşayan Melami Şeyhi Hilmi Baba’nın veya sıradan insan halkının “ruh
embriyosu,” “manyetik merkez,” “kariyer” gibi güncel ve teknik kavramlarla
konuşturulması, dilin doğallığını gölgeler.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder