30 Aralık 2019 Pazartesi

Ömer Seyfettin - Mermer Tezgâh

Mermer Tezgâh

Cabi Efendi,
…her sabah güneş doğmadan kendini sokağa atardı. Yegâne merakı “dünyanın ahvalini” tetkikti!
Kütüphanelerin önünden geçerken kendini tutamaz, “İşte nadanların akıl ambarı!” diye gülümserdi.
Hakikat kitapta değil, hayatın kendisinde idi. Kitaba inanan esir olur, zihni katılır, kafası kerpiçleşirdi.

Derin derin havayı kokladı. “Bu ne letafet, bu ne güzellik ya Rabbi!” diye mırıldandı.

…gözüne tuhaf bir şey ilişti.
…bir marangoz dükkânı...
Tezgâh mermerdendi!
Gayr-ı ihtiyarî dükkânın açık kapısından girdi.
“Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı?”

…ben keserimi indirecek yeri bilirim. Hiç şaşırmam. Ben ‘sanatımın eriyim’. Haydi bakalım, gevezelik yeter!.. Çek arabanı işine...

Cabi Efendi’nin birçok tecrübesi vardı. Ufacık bir düşüncenin en büyük bir dikkati iflâs ettirdiğini dini gibi bilirdi.
Kesilmiş, yüzülmüş kuzulardan bir tane satın aldı.
Kuzu pişince bir hamal buldurdu.
“Burası mermer tezgâhlı marangoz meşhur Ali Usta’nın evi değil mi?”
“Evet.”
“Usta bu kuzuyu kızarttı. Gönderdi. Alın.”

Karı koca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler.
Ömründe ilk defa olmak üzere o gece uykusu kaçtı Sabaha kadar uyuyamadı.
Kaldırdığı keskin, kalın, ağır keseri çattadak indirince gözleri açıldı. El kadar bir mermer parçası tezgâhtan kopmuş, yere fırlamıştı.
“Hani sanatının eriydin! Ne oldu böyle?”
“Artık düşünme” dedi, “o kuzuyu ben gönderdim.”
“Niçin?”
“Seni biraz düşündürmek için...”
Yeni Mecmua, C. I, Sayı: 19, 15 Teşrîn-i sânî [Kasım] 1917, s. 374-377.


(Özet değildir)
Ömer Seyfettin, Bütün Hikâyeleri (Hazırlayan: Hazırlayan: Nâzım Hikmet Polat), Yapı Kredi Yayınları, 2. Baskı, 2015, İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder